… “Varlıklarını bir lütufmuş gibi hissettirmeyi seviyorlar. Sanki onlar bizim hayatımızı güzelleştiriyorlar, varlıkları olmadan asla yaşamıyoruz, onlar olmadan karakterimizin, düşündüklerimizin, hissettiklerimizin asla önemi yokmuş gibi hissettirmeyi gerçekten seviyorlar. Asıl problem biz değiliz, merak etmeyin. Asıl problem kendilerini sevmemeleri ama seviyormuş gibi yapmaları. Hayatları boyunca insanların yüzüne gülerken kendi içlerinde kendileriyle kavgalılar. Ola ki biz o kavgaya seyirci olursak... Vay halimize. Hele zaaflarımızı, korkularımızı biliyorlarsa sırf onların bu trajik hallerine acımayalım diye bizi zaaflarımızdan vuruyorlar, acıtıyorlar, kanatıyorlar. Böylece biz kendi derdimizle uğraşırken onların bu trajik halleriyle uğraşmaya zaman bulamıyoruz.

Ben böyle insanlara ‘yaşam asalağı’ diyorum. Bizim yaşadıklarımızdan, duygu ve düşüncelerimizden geçinen ne bileyim mikrop gibi bir şey.”…

Seneler önce böyle demişim bir yazımda. Daha küçükken, daha toyken, daha az insan tanırken… O günden bugüne değişen tek şey yaşımdaki rakamlar. Bahsettiğim bu ‘yaşam asalakları’ndan çok fazla tanıdım bu süreçte. Hatta iş hayatım başladığından bu yana daha sinsilerini, daha bencillerini, hatta ve hatta daha kötülerini. Burada kullandığım ‘kötü’ kelimesini gerçek anlamda kullandığımı belirtmek isterim.

Yaş ilerledikçe insan kendisinden küçüklere daha çok bıdı bıdı yapıyor herhalde. Hani anne babamızdan, abi ablalarımızdan duyup da sıkıldığımız şu tavsiyelerden bahsediyorum. Mesela ben “İnsan kalbinin ekmeğini yer, kalbini bozma” demeyi çok seviyorum galiba. Bir de, “Allah karşına senin gibileri çıkarsın…” demeyi. E bu da malum amin diyemeyenlerin sorunu.

Yaşımız kaç olursa olsun yanımızdaki insanlara güvenmek, inanmak, onların bizim gibi olduğu düşüncesine sarılmak en temel davranış biçimimiz. Yapılan bütün kötülüklere sabır çekip iyiliğini bozmayanlara, kalbinin ekmeğini yemeyi sürdürenlere selam olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48