Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, geçtiğimiz günlerde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kadın ve çocuğa şiddet davalarında iyi halin kaldırılacağını açıkladı.
Konuyla ilgili tepkilere baktığımda en çok insanlar en çok ‘lütfedilir gibi yapılmasına kızmıştı’. Haklı olarak! İyi hal indirimini en güzel şu şekilde özetleyebiliriz: Erkek cinsinde bir şahıs, eşine şiddet uyguluyor, ya da genç bir kıza cinsel taciz/tecavüzde bulunuyor, ya da küçük bir çocuğu istismar ediyor... Mahkemeye takım elbise ve kravatla çıkıyor. Hani efendi bir duruş sergilemek adına(!) Alın size iyi hal, iyi hal indirimi. 2017’nin bilançosuyla biraz canınızı sıkmak istiyorum. Geçtiğim yıl, 409 kadın cinayeti yaşandı. 387 çocuk cinsel istismara uğradı ve 332 kadın cinsel şiddete uğradı. Tabi bunlar sadece resmi kayıtlara geçenler. Kayıtlara geçmeyenlerle birlikte bu sayının ne kadar yüksek olduğunu tahmin edemiyorum.

Herkes öldürür mü sevdiğini?

Kadın cinayetlerinin katilleri yüksek oranda bu yıl da kocalarıymış. Kıskançlık, boşanma talebi, yeni bir yaşam kurma isteği… Hani kadın eşti, anneydi, arkadaştı, sevgiliydi, kardeşti? Bu yıl da eşlerini öldüren kocalar takım elbiselerini kravatlarını takıp çıktıkları davada bol bol iyi hal indirimi aldılar. Maltepe’de yaşanan cinnet olayını duymuşsunuzdur. Bir baba iki evladının canına kıydıktan sonra intihar etti. Çocukların annesi “Defalarca polise gittim, savcıya gittim dinlemediler” dedi. Görüş günüymüş, çocukları görürse baba kendini iyi hisseder diye düşünmüş. Her şeye rağmen iyi niyetli bir yaklaşımla çocukları babasına teslim etmiş. Altını çiziyorum, her şeye rağmen. Peki Bakan Kaya ne yorum yapmış konuyla ilgili, “Çocukları kendi eliyle teslim etmiş.” Bakan Kaya’nın önce ya da sonra söyledikleri beni şu noktada pek ilgilendirmiyor. Çünkü ‘kendi eliyle’ demek, ‘vermeseymiş, böyle olacağını tahmin etseymiş…’ gibi birçok anlama geliyor. Yani her şekilde, her şartta kadın suçlanabiliyor.

İyi hal ve iyi niyet çatışması

Bu üzücüden de öte kalbi yaralayan cinnet vakasını sunan Habertürk spikeri Ece Üner’in samimiyetiyle bakanların samimiyetini karşılaştırdığımızda arada dağlar kadar fark görebiliyoruz. Üner’in, “Böyle süslenip püslenip habere çıkıp anlatıyoruz ama bir şey yapamıyoruz. Neden yapamıyoruz?” ifadelerini kullanırken gözyaşları içinde kalması, boğazının düğümlenmesinden daha mı gerçekçi, daha mı samimi bakanın suçlamaya yakın ifadeleri. Bir tarafta elindeki kanın lekesi çıkmadan, takım-kravatla iyi halden yararlanan katiller, diğer yanda iyi niyetleriyle birlikte gömülen kadınlar… Kadın cinayetinde, cinsel istismarda geç kalmış adalet, adalet midir?

Bu durumda, yerin dibine batasıca ataerkillik kavramının arkasına sığınanlar, ‘iyi hal’in kaldırılmasına en çok bozulacak olanlardır. E o kadar takım elbise, kravat parası boşuna gitti. Nasıl bozulmasınlar…

Selametle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48