Bursa 5. İş Mahkemesi’nde görülen bir iş kazası davasında ilginç bir gelişme yaşandı. İş kazasında zarar gören işçi için SGK yapılan ve yapılacak olan tedavi masraflarının işverene rücu etmesi talebinde bulundu.

İşveren avukatı aracılığı ile bu talebe itiraz etti. İtirazının gerekçesi olarak da ‘zaten SGK’ya prim ödediğini, kaza meydana gelirse masrafların SGK’ya ödediği bu primlerin biriktiği havuzdan yapılması gerektiğini, masrafların bir de ayrıca talep edilmesinin ikinci bir ödeme olacağını, bunun da Anayasa’ya aykırı olduğunu’ iddia etti. Durum Anayasa Mahkemesi’ne intikal etti.

İtiraz talebini inceleyen Anayasa Mahkemesi talebi oy birliği ile reddetti. Anayasa Mahkemesi’nin 2008/76 esas sayılı kararı 2 Nisan 2011 tarihinde Resmî Gazete’ de yayınlandı.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 2.maddesinde belirtilen sosyal devlet ilkesine uygun olarak, söz konusu ‘masrafların işveren tarafından karşılanması talebinin’ sadece kazanın işverenin haksız fiilinden kaynaklandığı halleri kapsadığını belirtti ve bunun diğer öngörülemez iş kazalarında uygulanmadığını ifade etti.

5510 sayılı SGK Kanunu’nun 21. maddesi gereğince, iş kazaları ve meslek hastalıkları işverenin görevini eksik yapmasından doğmuşsa yapılan ve yapılacak olan tüm masrafalar işverene rücu eder.

İş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemek için gerekli tedbirlerin alınması ve alınan tedbirlerin uygulanması durumunda buna benzer sonuçların doğmayacağı aşikârdır. İş sağlığı ve güvenliği bilincinin işverenlerimiz ve de çalışanlarımız tarafından benimsenmesi çok önem arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği çalışmaları kazaları önlemede (proaktif) önleyici çalışmaları benimser. Yani ileride çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarını önceden kestirerek, onlara karşı önlemler almayı ve de alınan önlemleri uygulamayı hedefler. Bu sayede yukarıda bahsedilen olayda yaşananların önüne geçmeye çalışır.

Tüm bu önleyici çalışmalar sayesinde ne iş kazası olur, ne çalışanlar acı çeker, ne iş kaybı yaşanır ne de işveren maddi zararları ödemek zorunda kalır. Aklın yolu birdir derler. İş yerlerinde, İş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını yapmak kanunen de bir zorunluluktur. Gel gör ki bazı işverenlerimiz konuya bu açıdan bakmamaktadırlar. Onlar bu tip çalışmaları angarya, ek masraf getiren çalışmalar, üretimi ağırlaştıran unsurlar olarak algılamaktadırlar. Ne zaman başlarına böyle bir olay gelirse, işin ciddiyetini ve acı gerçeğini kavramaya başlamaktalar. O zaman da ne yazık ki iş işten çoktan geçmiş olmaktadır.

Toplumumuzda sosyolojik bir olgu var. Bir bedel ödemeden gerçekleri göremiyoruz. Halk arasında bir tabir vardır. “Eşekten düşenin halinden, eşekten düşen anlar.” Eşekten düşünce neler olur, nasıl zarar görülür? Eşekten düşmemek ve de zarar görmemek için neler yapmalı ve nasıl davranmalıdır? Sorusunu cevabını almak ve doğru davranışa geçmek için neden araştırma yapmıyoruz? Neden eşekten düşenlerle irtibat kurup tecrübelerine müracaat etmiyoruz? Bu konuda bilgisi olanlardan istifade etmiyoruz?

Elimizin bıçak tarafından kesilmesi durumunda canımızın nasıl yanacağını, ne kadar kan kaybı olacağını öğrenmek için kendi elimizi mi kesiyoruz? Yoksa eli kesilenden bilgi mi alıyoruz?

Başımıza bir musibet gelmeden ona karşı önlem alarak, musibetin yol açacağı maddi ve manevi zararı yaşamayalım.

UNUTMAYALIM, ÖNLEMEK BEDEL ÖDEMEKTEN DAHA UCUZDUR.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48