Bazen çok zor bir vaka kucağınıza düşüverir. Gerçek acının tarifi herkese göre biraz değişir. Ya da hepimiz kenarından köşesinden geçmişizdir biraz. Fakat anne babasını, küçük kardeşini aynı trafik kazasında kaybettiğini yoğun bakımdan çıkarıldıktan sonra öğrenen on altı yaşındaki kız çocuğu kadar trajik değildir çoğu zaman.

Karşınızda otururken size boş ve inanmaz gözlerle bakar. Oraya ait olmadığı gibi aslında hiçbir yere ait değildir. Teselli olacak gibi bir yanı asla yoktur. Hele hayatın aslında güzel olduğunu söyleseniz düşmanlığını kazanırsınız. Cümleleriniz kelimelere, kelimeleriniz harflere bölünür o zaman. Her şeyi öyle ölçer tartarsınız ki adımlarınızı mayın tarlasında yürüyor gibi atarsınız. Empati yapmak, anlayışlı davranmak kifayet etmez, acısının zor olduğunu kabullenmek de bir işinize yaramaz.  

O zaman yaşam felsefenizin gizli ajandasına müracaat edersiniz. Belki biraz varoluşçu yaklaşım, biraz kişisel tecrübeleriniz. Yaşamın anlamına dair düşündüklerini açmaya çalışırsınız biraz; yaşama hangi zeminde tutunmaya direttiğini anlamaya çalışırsınız. Yararlanacağınız hiçbir kaynak, hiçbir metot, doktrin yoktur. Kendinizi de yaşamın anlamı üzerinde düşünürken bulursunuz. Ne için yaşar insan? Ne ile yaşar? Aslında bu konu ile ilgili de yazılmış düzinelerce kitap olduğunu bilirsiniz eğer o yönde biraz araştırma yaptı iseniz.   

Hayatın kendi karmaşası içerisinde çok azımız onun anlamı üzerine kafa yoruyoruz. Kaideyi tam olarak nereye koyduğumuzu, yaşamın ışığını hangi pencerelerden içeri aldığımızı, yıkılma noktalarımızın nerelerimiz olduğunu düşünmeye çok fırsatımız olmuyor. Fırsatımız olmadığı içindir ki aldığımız darbelerden gerçek değerinin çok çok üstünde yıkımlar yaşıyoruz. En dayanıklı bilinen camların kırıldığında en çok dağılanlar oldukları gibi bizim de galiba sağlam bildiğimiz kaideleri gözden geçirmemiz gerekiyor.       

Yaşam ışığımızı nereden alıyoruz? Yaşamı ne için seviyoruz, kimin için? Bu ışık neyi kaybettiğimizde sönebilir? Bu sorular üzerine düşünmeye başladığımızda aslında yaşamımızın anlamı üzerindeki işaret levhaları da aydınlanıyor. Şimdiye kadar sarf ettiğimiz çabanın gerçek değerini ölçme fırsatımız olduğu gibi ihmal ettiğimiz alanlardaki bakımsız alanlar da göz önüne çıkıyor.

Ve kişisel tecrübelerimiz bir anlığına on altı yaşındaki genç kız için geçici bir yaşamsal amaç haline gelebiliyor. Ta ki kendi gerçek amacını keşfedinceye kadar.

Bu yazı daha çok yol alır bence ama şimdilik bu kadar diyelim. Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48