Hz. Ali'nin bu Emirnamesi, İslam düşüncesinde ilk siyasetname örneklerindendir.. Hz. Ali tarafından Mısır valisi olarak atanan Malik bin el-Haris el-Eşter'e görev tevdi edilirken bu mektup gönderilmiştir.

“Bu metin, özelde birey olarak insanın diğer insanlara karşı davranışlarında, genelde ise her türden ve mevkiden yöneticilerin uygulamalarında izlemeleri gerekli düşünceleri ve yöntemleri bütün yönleriyle anlatması bakımından önemlidir.” Eseri Arapçadan Türkçe ‘ye Mehmet Akif Ersoy kazandırmıştır.

Mektubun yazıldığı dönemde Mısır büyük bir karışıklık içindeydi. Hz. Ali bu karışıklığın sebebini valinin yumuşaklığına bağlıyordu. Mısır'a daha dirayetli, cesur, sert bir vali atamak istiyordu. Bunun için Malik bin Eşter'i seçti. Çünkü Malik bin Eşter Cezire'de rüştünü ispatlamış ve kargaşayı ortadan kaldırmıştı.

Ancak bu vazifeyi icra etmeye ömrü yetmedi. Daha sonraki atamalar da Mısır'da düzeni sağlayamadı ve Mısır Hz. Ali'nin yönetiminden çıktı. Dolayısıyla Hz. Ali bahsettiğimiz mektubu, isyankâr bir topluluğa vali tayin ettiği birine yazmıştı. Buna rağmen mektubun ne kadar adaletli, barış yanlısı ve merhameti tavsiye eden bir içeriğe sahip olduğu düşünüldüğünde Hz. Ali'nin fazileti çok iyi anlaşılır.

Mektup uzun ama mutlaka okunması gerekir. Özellikle yönetici ve idarecilerin özellikle sürekli göz önünde bulundurması gereken bir belge.

Mektup şöyle:

“Bil ki ey Malik!” “Seni, senden önce adaletle ve zulümle hüküm sürenlerin bulunduğu bir beldeye gönderdim. Sen, daha önceki yöneticilerin durumlarına baktığın gibi, insanlar da senin durumuna bakacaktır. Sen onlar hakkında ne söylersen onlarda senin hakkında aynısını söylerler.

Salih kimseler, Allah’ın kullarının diliyle söylettiği gerçeği fark edip uygulayanlardır… Halka karşı merhametli olmayı, sevgi ve iyilikte bulunmayı kendine şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma. O insanlar iki sınıftır: Birincisi, dinde kardeşin, ikincisi ise yaratılışta senin eşindir. İnsanlara, yakınlarına, ailene ve insanlar arasında özel sevgi beslediğin kimselere karşı adaletli davran! Böyle yapmadığın takdirde zulmetmiş olursun.

Allah’ın nimetini tahrif eden, azabının hemen gelmesine sebep olan şeyler içinde zulümden daha güçlüsü yoktur. Kuşkusuz Allah mazlumların ahını duyandır, zalimleri de gözleyendir. Sana en sevimli gelen şeyler şunlar olsun: Hak hususunda orta yolu tutmak, adaleti herkese yaymak ve halkın rızasını kazanmak… Şüphesiz ki; çoğunluğun öfkesi azınlığın rızasıyla, azınlığın öfkesi de çoğunluğun rızasıyla kaybolup gider.

Valiyle halkı arasında en zararlı olanlar, bollukta yardım eden, zorlukta yardımı kesen, ölçü- süz davranan, isteklerinde ısrar eden, ikram edildiğinde teşekkür etmeyen, yasaklara karşı duyarsız olan ve zamanın zorluklarına en az sabreden seçkinlerdir. Dinin direği olan, İslam cemaatini oluşturan, düşmana karşı duran, ümmetin çoğunluğunu meydana getiren halk ile istişare etmeli ve onlara meyletmelisin.

Halkın içinde en çok sevmediğin kimse, insanların ayıplarını araştıran kişiler olsun. Şüphesiz ki insanların ayıpları vardır. Valilere düşen de bunları örtmektir. Onlar hakkında bilmediğin ayıpları araştırmaya çalışma. Şayet suçları ortaya çıkarsa, senin için en uygun olan bunları kapatmaya çalışmandır. Senin bilmediklerin hakkında Allah hükmeder. Vezirlerinin en şerlisi, senden önceki şerlilere vezirlik yapanlar ve onların suçlarına ortak olanlardır. Kesinlikle sana yakın olmasınlar. Çünkü onlar suç ortakları ve zalimlerin kardeşidirler. Sen, aynı görüşte ve nüfuzda olup da onlar gibi suç ve zulüm işlemeyen, zalimin zulmüne ve günah işleyenin günahına yardımcı olmayan daha iyi kimseler bulabilirsin. Bunlar yük olarak senin için daha hafif ve kolaydır.

Sevgileri daha içten ve dışarıya olan ülfetleri daha azdır.  Bu ümmette daha önce yaşamış insanların ortaya koyduğu güzel sünnetleri ve halkın üzerinde ittifak ettiği şeyleri kınama. Daha önceki insanların koyduğu sünnete (örfe) zarar getirecek yeni sünnetler koyma. Öncekilerin koyduğu sünnetlerin sevabı kendilerinedir. Şayet bunları ayıplarsan günahı da sanadır. Yönetimin altında bulunan ülkenin istikrarının devamı için âlimlerle müzakerede bulunmayı, akıllılarla tartışmayı arttır. Senden önce insanları yönlendiren şeyler bunlardı.

Unutma ki idaren altında bulunan insanlar sınıf sınıftır. Bir kısmının ıslahı diğerinin ıslahına bağlıdır. Bunlar birbirlerine ihtiyaç duymaksızın yaşayamazlar. Söz konusu sınıflar şunlardır; Allah’ın askerleri, genel ve özel işlere bakan kâtipler, adaletli kadılar, adalet ve hakkaniyetle çalışan memurlar, vergi veren Müslümanlar, cizye ve haraç veren zimmiler, ticaretle uğraşanlar, sanatla ilgilenenler ve en alt sınıfı oluşturan yoksul ve miskinlerdir. Allah bunların hakkını üstün kılmıştır. Bunların sınırlarını belirleyen hükümler, Kitap ve Sünnet hala elimizde mahfuzdur…” DEVAM EDECEK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48