Hayat tam olarak böyle bir şey…  Oyun ve eğlence… Zaten Rabbimizde böyle buyuruyor. “Dünya oyun ve eğlenceden ibarettir.” Her birimiz bizlerde bize verilmiş rolleri oynuyoruz. Kimimiz baba, kimimiz anne, babaanne, dede, ağabey, kardeş… Dünyada sergilenen tiyatro oyunlarından bir farkı var. Sahnelerdeki oyunu bir senaryoya bağlı kalarak kurguladığımız halde hayat oyununun tamamını senaryoya bağlı kalmadan doğaçlama oynuyoruz. Nerede, ne zaman, ne ile karşılaşacağımız senaryoyu yazanın bilgisi dâhilinde ama biz ne olup biteceğini bilmiyoruz. Doğaçlama yaşıyoruz hayatı…

Dünyada bize verilmiş rollerden en güzel olanı “annelik rolü”… Belki de en kutsalı… Merhamet kokan, buram buram şefkat tüten bir yönü var anne olmanın. Baba sert ve haşin olabilir yer yer… Ama anne her daim naif ve yumuşaktır. En savunmasız hallerimizde onun göğsünde huzuru buluyoruz. Rabbimizin Rahmet sıfatından anneliğe fazlasıyla pay verilmiş.

Bu yüzdendir ki; annesinden tokadı yiyip azar işiten çocuk bile ağlarken annesine sarılarak ağlıyor. Çünkü ondan daha merhametli bir kapı bulamıyor hiçbir çocuk. Ondan daha çok sevecek, ondan daha çok koruyacak bir sığınak bulamıyoruz.

Gülmeyi ondan öğreniyoruz en evvel… Huzurun ne demek olduğunu onda hissediyoruz en önce. Zorluklarla mücadele etmeyi annemiz öğretiyor bize. Hayatta kalabilmeyi, acıya direnmeyi…

Zürafa ayakta doğum yapan tek hayvandır. Yavrusu yaklaşık iki metre yükseklikten sırt üstü yere düşer. Hayattan aldığı ilk darbe budur ve ayağa kalkmak zorundadır yavru. Anne ayağa kalkamayan yavruyu kendi başına kalkabilmesi için tekmelemeye başlar. Yavru zürafa kalkmak istemediğinde tekmeler sıklaşır. Zar zor ayağa kalkan yavruya bir tekme daha vurarak yere düşürür anne zürafa. Ve düşünce tekrar kalkabilmesi için bekler başında. Yavrusu kalkmayınca aynı tekme darbeleriyle tekrar karşılaşır. Tek başına kalkmak zorundadır. Eğer yavru zürafa tek başına kalkmayı öğrenemezse; bu zorlu doğa şartlarında sürüye yetişemeyecek, arkada kalacak; böylece aslanlara, sırtlanlara yem olacaktır. Böyle bir tavırla anne zürafa içgüdüsel olarak yavruyu hayata hazırlamaktadır aslında.

Her bir anne için örnek olabilecek bir doğum öyküsüdür bu. Erken doğan canlılardan biridir insan. İki üç sene boyunca bakıma ihtiyacı olacaktır. Ama ondan sonrası için anne sadece yol göstericidir. Evladının önündeki engelleri nasıl aşabileceğinin bilgisini verendir anne. Hayata hazırlayandır anne. Çocuğunun hayatına değer katandır anne.

Bu günün annelerinin en önemli sorunudur çocuklarımızla sağlıklı iletişim kuramamak.Bağırmadan oklava ve terlik fırlatmadan nasıl iyi bir anne olunur çoğumuz bilmiyoruz.  Hâlbuki annelerin terlik ve oklavadan önce kullanmaları gereken gizli bir silahları var. Pek çok annenin bundan haberi yok. Dövmekten beter eder çocuğu iki damla “gözyaşı”. Çocuklar annelerinin ağlamasına asla dayanamazlar. Yaramazlık yaptıklarında önlerine oturup üzüntüyle birkaç damla yaş dökün,bu haliniz dünyanın en sihirli kelimelerinden daha çok etki yapacaktır çocuklarınız üzerinde.  

Kahraman bir anne olmak kolay değil ama böyle olunuyor işte. Herkese ve her eve huzur verecek bir anne lazım. Bu neden siz olmayasınız. Yuvayı dişi kuş yapıyorsa eğer annelere büyük iş düşüyor. Hem evliliği yönetecek, hem çocukları idare edecek. Rabbimiz böyle kodlamış anneleri. Kocasının hem eşi hem annesi hem kız kardeşi olabiliyor. Evin gizli kahramanları tüm annelerin bu güzel günü kutlu olsun. Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48