İki koltuk değneğiyle, yüzündeki iyimserlik kaybolmadan girdi içeri. Uzun boyu, atletik vücudu, genç yaşı ve bütün heybetiyle bir Yunan tanrısını andırıyordu. Sol ayakuçlarının sürekli kaşındığından, dinmeyen topuk ağrısından ve sık sık eliyle sol ayağını kavrama gereksinimi duyduğundan şikâyetçiydi. Yakalandığı Burger hastalığından dolayı sol ayağı diz altından kesileli yirmi gün olmuştu. Ama o hala “O organımın orada olduğundan adım gibi eminim” diyordu.

                Beyin ve ben yazımızda zihnimizin kimliğimizle ilişkisini ortaya koymaya çalışmıştık. Beynin esaslı görevlerinden biri de elbette vücut bilgilerimize dair kayıtlar tutmak, onlarla iletişim sağlamak vs. Misal Sağ elinizle dondurmanızı kavrayacaksınız; sağ ele doğru yükseltileri, açıyı, oluşturulması gereken parmak senkronizasyonlarını beyniniz emir sinyallerini mikro saniyelerle bildiriyor.

                Kanadalı meslektaşım Ronald Melzack bu konuyla ilgili ‘nöromatriks’ teorisini ortaya atıyor ve nörolojinin de oldukça itibar ettiği bir tanımlama biçimi oluyor bu. Bu teoriye göre beynimizde vücudumuzun her bir alanıyla ilgili sorumlu ve yetkili bir bölge bulunmaktadır. Sol elden gelen sinyaller belli bir noktada, sağ kaşımızdan gelen sinyaller bambaşka bir noktada toplanmaktadır. Bunların toplamından ortaya çıkan harita da ‘nöromatriks’ olarak adlandırılıyor.

                Bu haritayla ilgili çeşitli deneyler de yapılmış tabi. Bunlardan en meşhuru Tim Pons deneyi. Vücutlarının her hangi bir parçası alınan maymunların beyinlerinde vücut algılaması ve sinyal sistemiyle ilgili yeni organizasyonların yapıldığını gözlemlemişler. Örneğin sağ eli alınan bir maymunun sağ elinden gelen sinyallerin durması üzerine yüzü algılayan bölümde o sinyallerin alındığı gözlenmiş.

                Benzer durum öğrenilmiş felç teorisi ile de bağlantılı. Vücudun bir bölümü emirlere cevap vermemeye başladığında beyin o bölümle ilgili emir kayıtlarını siliveriyor. O bölüm tekrar canlılığına kavuşsa bile hareketlenme ve doğal kullanımın bir süre beklemesi fizik tedavi süreci ile desteklenmesi gerekebiliyor.

                Sonradan sinir bilim profesörü Ramachandran da benzer deneyler ve araştırmalarla destekliyor bu teoriyi. Kaybolan uzuvların beyindeki imajlarının yer değiştirdiğine, beyinde bir hayalet olarak kaldığına ve unutana kadar da bizimle o organımız varmış gibi hissettirdiğine dair görüşler ortaya atıyor.

                İlk kez 1875 li yıllarda Dr. Mitchel keşfetmişti bu rahatsızlığı. Meslektaşları kendisiyle dalga geçmesinler diye takma bir isimle yayınlamıştı makaleyi. İşte bu çok yakışıklı hastam da aynı durumdan şikâyetçiydi. ‘Hayalet Uzuv Sendromundan’. Diğer adı Fantom Ağrı. Beyindeki yeni imaj operasyonu tamamlanana kadar bir süre daha kesilen ayağından mesajlar almaya devam edecekti. Ayağı kaşındıkça eliyle her defasında boşluğa hamle yapacak ve uzunca bir süre aslında olmayan bir organının ağrısından şikâyet edecekti.

                 Organ gitmişti ama hayaleti hala oralardaydı.

Kalın Sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48