Derler ki, eğer başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız merhametli davranmalısınız,eğer kendiniz mutlu olmak istiyorsanız yine merhametli davranmalısınız. Biri sizi incitmişse karşılığında sizin de onu incitmeniz mi gerekiyor? Hayır, asla bu şekilde davranmamalısınız. Size yapılana misliyle karşılık verme düşüncesindeyseniz mutsuz olacağınız kesindir. İnsanları nasıl görmek istiyorsanız, nasıl olmalarını istiyorsanız öyle davranın böylece yeteneklerinin elverdiği kişi haline gelmelerine yardımcı olursunuz.

Sizi sürekli kıran, inciten insanlara kızıp sinirlenmek yerine empati ile davranın bu davranış aranızdaki buzları eritecektir. Öfkenizin üzerine gitmeyin, bırakın olduğu yerde kalsın ve siz onun etrafını dolaşarak hedefinize yönelin. İlk anlarda öfkeyi bastırarak davranmak rahatsızlık veren bu durumdur ama zamanla sizi daha mutlu yapacaktır.

Peki kızgınlığımızı hızlı aşmak için ne yapmalıyız? Her şey bizim iç dünyamızda başlayıp bitiyor. Öfke ile tehlike arasındaki mesafe kıldan ince ve kılıçtan keskindir.  İki yol vardır önünüzde.Ya beklenmeyen bir hakaret karşısında susar kalırsınız ya da ağzınıza geleni söyleyip sonra pişmanlık ile mutsuzluk yaşarsınız. Birisi tarafından hak etmediğiniz bir davranış gördüğünüzde hemen savunmaya geçmeniz doğaldır. Onun ağzının payını vermek anlaşılabilir olmakla beraber durumu içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.  Nasıl peki?  Düşünmeden konuşmak ortadaki olumsuz havayı tırmanışa geçirir.  Gerçek şu ki ilk hissettikleriniz ile yola çıkmak size faydadan çok zarar verir.  Haklı olmanız durumu değiştirmez. Çözüm konuşmadan önce durup bir düşünmekten geçiyor. “Ben olsam ne hissederdim” diye kendinize bir sorun.  Yapmış olduğumuz bütün yanlışlar, tanık olduğumuz bütün saçmalıklar, işlediğimiz bütün hatalar düşünmeden davranmış olmamızın bir sonucudur.  Düşünerek davranmak oldukça zordur ama öğrenilebilir bir şeydir.

Biz olaylara kendi bakış açımızla baktığımız için birisine sinirleniriz ama çözüm olaylara öteki kişinin bakış açısıyla bakabilmeyi becermekte gizlidir. Onun yerine kendinizi koyun ve “ben olsam hangi tepkiyi verirdim” diye sorun kendinize. Olaylara öteki kişinin tarafından bakmak aradaki kötü düşünceyi yok edecektir. Onu anlamaya çalışın.  Konfüçyüs der ki “kişi ne kadar çok bilirse o kadar affeder.” Kızgınlığa neyin yol açtığını bulmaya çalışarak onu affetmek yolunda adımlar atmalısınız.  Yine bir cin atasözü vardır “bir öfke anında sabır gösterirsen yüzgün üzüntü çekmekten kurtulursun” der. Sabır ama nereye kadar? Şu sorular sizi rahatsız edecek ve kafanızı karıştıracaktır. “Biri bizi kırdıysa bunun bedelini ödemeli değil mi?” “Eğer o kırdıysakendisi özür dilesin. Neden ben alttan alayım ki?” “Ben haklıyken neden ben uzlaşmacı rolünü oynayayım? Neden ben neden, neden?” Neden mi?  Çünkü bu davranışınız sizin yararınıza olacaktır. Siz faydasını göreceksiniz. Öfke, kin, husumet sadece size zarar verir.  Zor insanlar dünyada her zaman oldu ve olmaya devam edecekler. Alışmalısınız. Sabırsızlık gösteremezsiniz ve bu sabırsız davranışlar çoğu zaman cehaletten gelir. Hz Peygamberin deyimi ile “bilmiyorlar eğer bilselerdi bunu yapmazlardı”. Sabrınızı zorlayan birineonun size davrandığı şekilde muamele ederseniz sizin ondan ne farkınız kalır ki? Sizi inciten birine bunun faturasını ödetirseniz onunla birlikte sizde bu faturayı ödersiniz. Bir empati cümlesi ile hareket etmek hem moralinizi düzeltir hem de kazanamayacağınız bir mücadeleye sizi sokmaz. Çünkü kavgaların, tartışmaların kazananı genelde yoktur.  Unutma:  “bir hakareti görmezden gelmek çoğu zaman öcünü almaktan daha iyidir.

Sabırlı bir Ramazan geçirmenizi diliyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48