sex izle porno sikiş porno izle izmir bayan escort sikiş izle

Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATV - A Haber ortak canlı yayına katılarak gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki referandum tartışmalarıyla ilgili, "Bunu akıl tutulmasından öte bir şey olarak görüyorum, bu ciddi manada bir siyasi acemiliktir, böyle bir siyaset anlayışı olamaz." dedi.

Erdoğan, programın hemen öncesinde Twitter hesabından "Bugün küçük Tevfik ile tanıştık" sözleriyle paylaştığı fotoğraftaki bebeğin kim olduğunun sorulması üzerine, şunları söyledi:

"Tevfik aslında, dedesi Tevfik'in özellikle benim yıllar önce 89 belediye başkanlığı seçiminde İsviçre'de çalışırken o seçimlerde davetime icabetle gelip kampanyada sürekli yanımda olan bir dedesi vardı. Kampanya boyu beraber çalıştık, daha sonra büyükşehirde belediye başkanı oldum. Tevfik kardeşimi, rahmetliyi yanıma aldım. Daha sonra Pınarhisar'a gittiğim günün bir gün öncesinde kalp krizinden rahmetli oldu ve Fatih Camisi'nde cuma namazıyla onun cenaze namazını kıldık. Tevfik kardeşimi oradan kabre uğurladım, ben de on binlerle oradan Pınarhisar'a yolcu oldum. Tevfik, oğluna Tayyip adını vermişti. Şimdi bu da Tayyip'in ilk çocuğu, adı Tevfik. Rabbim anneli babalı inşallah dedesinin izinde onu da bu şekilde büyütmeyi nasip etsin."

Barzani'nin açıklamaları;

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin açıklamalarının sorulması üzerine, "Sayın Barzani, bizim bu konuda ne düşündüğümüzü gayet iyi biliyor. Yaptığı açıklama, bana göre hakikaten çok çok yanlış bir açıklama. Çünkü bizim yıllardır Irak'ın toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetimizi biliyor. Irak'ın toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetimizi bildiği halde, bunun yanında Kerkük özellikli bir bölge, bunu da bildiği halde, kalkıp hala buralarda kendine göre bazı operasyonlar yapma gayretinin içerisine girmesini hiç mi hiç doğru bulmuyorum." dedi.

En zor anlarında oradaki Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin yanında olduklarını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda bu atılan adımlar bizi ister istemez yeni bir karar sürecine itti. Biz bu ayın 27'sinde Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapacaktık. Şimdi Amerika dönüşü 22'sinde, içinde bu referandum olayını da gündeme aldığımız, ayın 22'sine Milli Güvenlik Kurulu toplantısını çektik ve Milli Güvenlik Kurulu toplantısını ayın 22'sinde saat 15.00'te yapacağız. Milli Güvenlik Kurulu toplantının arkasından Hükümet, Bakanlar Kurulu toplantısını yapacak ve bu konuyla ilgili nihai kararımızı da bizler teklif olarak, hükümet de Bakanlar Kurulu olarak ayın 22'sinde verecek. Demek ki bizim şeylerimizden bir şey anlamamış. 'Hala bir şey denmiyor, böyle bir şey söylenmedi, farklı teklifler yok.' Bizim kanaatimiz belli ama şimdi artık bizim bu konudaki hassasiyetimizin ne denli ileride olduğunu ayın 22'sindeki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ve Bakanlar Kurulu toplantısından sonra kendisi çok daha net, açık görecektir."

ABD ziyaretinde yaşananlar;

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD ziyareti sırasında yaşanan olaylar ve korumalarıyla ilgili verilen kararın hatırlatılması üzerine, bu konudaki tepkilerini çok açık ve net ortaya koyduklarını söyledi.

BM Genel Kurulu'nun, ABD'nin güvencesi altında düzenlendiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bizi BM Genel Kurul binasının içinde kendi elemanları korumaya alır ama dışarıda havalimanından BM Genel Kurulu'na veya kalacağımız otele kadar, burada ABD bizim güvencemizi sağlar. Bunun yanında da bizim kendi korumalarımız vardır. Bu olayda, 16 Mayıs'taki seyahatimiz, yine Sayın Trump'ın daveti üzerine yaptığımız, üstelik de bir resmi ziyaretti. Bu resmi ziyarette maalesef PKK terör örgütünün mensuplarıyla bunun yanında FETÖ mensuplarının dayanışmasıyla bizler Beyaz Saray'a gittiğimizde belli bir mesafe ki kısa bir mesafeydi, orada bunların birçok gösterileri oldu. Buna Amerikan güvenlik kurumlarının ne yazık ki ciddi bir müdahalesi olmadı. Daha sonra biz büyükelçilik binamıza geleceğimizde de orada meğerse bazı adımlar atıldı. Yine biz oraya geldik, baktık yaklaşık 100 metre veya 75 metre mesafede, orada yine aynı durumdalar. Orada gösteriler, tüm bu gösteriler karşısında benim oradaki vatandaşlarım da eli bağlı duramazdı. Onlar müdahaleyi yapma yoluna gittiler. Herhalde benim korumalarım da eli bağlı duramazdı. Çünkü Amerikan polisi en ufak bir müdahale yapmıyor, onları oradan dağıtalım diye. Buna da tevessül etmediler. Geldikten sonra bir de baktık ki arkadan, bizim korumalarımızla ilgili ne yazık ki gözaltı kararları veya kendilerine göre eşimin iki tane hanım koruması, olayların olduğu yerde yok. Resmi olan, ismi olan korumaların içinde Amerika'ya hiç gelmemiş olanlar... Bunlarla ilgili böyle gözaltı kararı gibi bir şey çıkarıyorlar. Sonradan bakıyoruz ki olay geliyor yine FETÖ'ye dayanıyor. Orada da ne yazık ki bunlarla müşterek çalışıyorlar. Çünkü bu savcılar malum, bunlarla müşterek çalışan savcılar olduğu için burada da aynı uygulama yapılıyor.

Daha sonra Ekonomi Bakanımız Zafer (Çağlayan) Bey'le ilgili ve bunun yanında Halk Bankası'nın alt yöneticileriyle ilgili alınan kararın da yine nasıl bir organizasyonun neticesi olduğu ortaya çıkıyor. Bu, 17-25 Aralık sürecinde buradaki FETÖ ekibinin o soruşturmalarında geçen ifadeler neyse aynı şimdi burada geçiyor. Hiç mi hiç ilgisi alakası olmayan veya Bakanlık süreciyle Bakanlık sürecinin dışındaki dönemleri kapsayan garip ifadeler var orada. Konuya da hakim değiller. Bu şekilde, örneğin Zafer Bey'le ve diğerleriyle ilgili o hazırladıkları soruşturma beyanının içerisinde bunlar var."

Trump ile telefon görüşmesi;

Astana'da olduğu sırada ABD Başkanı Trump'ın kendisini aradığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Ben başka konular zannettim, meğerse bu konularla ilgiliymiş. Orada kendisine bir ara, telefon görüşmemizde bunlardan üzüntümü söylemiştim. 'Ben ilgileneceğim' filan dedi. Görüşmemizde dedi ki 'Ben bundan dolayı çok üzgünüm. İncelettim ama bu federal devletin değil, eyalet devletinin güvenlikçilerinin yaptığı bir yanlış. Direkt bunlar bana bağlı değil ama ben bu işi yakın takibe alarak araştıracağım, inceleyeceğim' dedi. Ben de kendisine teşekkür ettim ve 21'inde de inşallah yüz yüze zaten bir görüşmemiz olacak. Bu görüşmede bunların detaylarını, teferruatını görüşmemiz gerekecek zaten. Çünkü hakikaten bu süreçle ilgili sıkıntılı bazı yaklaşımlar var. Amerika'da Trump yönetiminin altında bu tür bazı mercilerin attığı yanlış adımlar, ister istemez tabi ki Sayın Trump yönetimini de gölgelemektedir. Herhalde buna da fırsat verilmemesi gerekir diye düşünüyorum."

Erdoğan, Arakan'daki tablonun tam bir felaket olduğunu ve çok büyük boyutta bir dram yaşandığını belirterek, kısa bir süre önce eşini, oğlunu, Dışişleri Bakanı'nı ve eşini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nı, bazı gazetecileri, Kızılay, AFAD, TİKA'dan oluşan bir grubu, Bangladeş'e gönderdiklerini hatırlattı.

Bu heyeti göndermelerindeki amacın, oradaki kampları yerinde görmek, durum tespiti yapmak olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu durum tespitinden sonra neler yapabiliriz, ilk etapta ne gibi yardımlarımız olabilir? Devlet Başkanı danışmanıyla bu ziyaretten kısa bir süre önce görüşmüştüm. BM Genel Kurulu'nda görüşürüz diye mutabık kalmıştık. Fakat gelişmeler öyle zannediyorum ki, onu ürkütmüş olacak ki, şimdi genel kurula gelmiyor diye bugün haberlerini aldık. Gerek eşim gerekse Dışişleri Bakanımızdan aldığımız bilgiler hakikaten çok acı. Olay, Arakan'ın içlerinden Bangladeş'e kadar geliyor. Buralarda dağlar, taşlar, dereler, çok ciddi manada pislikler içerisinden yaşlılarını, kadınlarını, çocuklarını taşıyarak geliyorlar. Bunların bir kısmı yolda ölüyor, bir kısmı Arakan'da ölmüş, binlerce insan ölmüş vaziyette. Günlerdir hiçbir şey yiyemeyen insanlar var bunların içinde. İlk belki de bunlara yiyecek uzatan TİKA oldu. Kazanlar kuruldu, çeşit yok. Bangladeş'ten alınan pirinçlerle pilavlar yapılmak suretiyle onlara bu tür ikramlarda bulunuldu. Bangladeş Başbakanı'nı eşim, Dışişleri Bakanımız ve oğlum ziyaret ettiklerinde, 'Bize buradan yer verebilirseniz 100- 200 dönüm neyse, biz buradaki çadırlara göre daha modern, insani yaşanabilecek çadırlar kuralım.' dedi. Biz bu işlerde çok ciddi deneyimler edindik. Özellikle Suriyeli  kardeşlerimize karşı o kurduğumuz çadırlar yaza, kışa her yönüyle dayanıklı. Bir de çamurun üzerinde inşa etmiyoruz. Altyapımız falan gayet iyi. Biz burada aynı zamanda hastanelerimizi kuralım, aynı zamanda büyük mutfaklar kuralım, bu mutfakların yanında fırınlarımızı kuralım. İlacı vesaireyi biz zaten çözeriz. Bangladeş Cumhurbaşkanı'na da Astana'da söyledim. Dedim ki, 'Biz bütün bu alımları da sizden yapacağız. Türkiye'den getirmeyeceğiz. Hem Bangladeş ekonomisine de katkımız olsun. Giyimlerine varıncaya kadar. Tekstilde Bangladeş iyidir. Bizim bile bazı kuruluşlarımızın orada üretim merkezleri vardır. Bangladeş Kızılayı ile bizim Kızılay iş birliğinde bunu halledelim.' Şimdi biz onlardan cevap bekliyoruz. Birleşmiş Milletler'de Rohingya Müslümanları ile ilgili bir gündem ortaya koyup, müzakere edeceğiz."  

"10 binlerce şehidin hesabı sorulacak" 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP İstanbul Milletvekili Tanrıkulu'nun SİHA ilgili açıklamalarına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi: 

"Şu ifadeleri görüyorsunuz di mi? Al birini vuru ötekine. Biri diyor ki, senin İnsansız Hava Araçların nerede? Öbürü, 'Orada piknik yapıyorlar.' diyor. Genel Başkanı, 'Bunlar terörist olabilir.' diyor. Yahu böyle bir mantık olabilir mi? Sen kimin avukatlığına soyunuyorsun? Benim bu kadar Mehmedim öldürülüyor di mi? 'Sivil' diyor. Lice'de İlçe Başkan Yardımcılarım evlerini önünde şehit edildi. Bunun yanında birçok yerde benim vatandaşlarım şehit edildi. Veznecilerde şehit edilen benim vatandaşlarım değil miydi? Bunlar sivil değil miydi? Bunların silahları mı vardı Ey Kılıçdaroğlu? Ankara'da, GAR'ın orada şehit edilenler benim sivil vatandaşlarım değil miydi? Terörist miydi onlar? Onları nasıl şehit ettiler? Aynı şekilde yine Ankara'da akşam mesaisinde görevlerinden çıkan işçi kardeşlerimi canlı bombayla şehit edenler kimdi? Kızılay'daki meşhur o bomba olayı neyin nesiydi? Ne utanmaz adamlarsınız, nasıl bunları konuşuyorsunuz? Bütün bunlar olacak, biz hala teröristlerin olduğu yerlerde, inlerde, mağaralarda ne yapacağız? Bunları izleyeceğiz. Yok öyle şey, inlerine gireceğiz inlerine. Benim şehitlerimin, on binlerce şehidimin hesabını soracağız. Sonuna kadar, üzerine üzerine gideceğiz. Biz Kılıçdaroğlu'nun hatırı için geri vitese takamayız. Öbürü zaten tam terörist ağzıyla konuşuyor. Sen Genel Başkan'san önce, bu adama diyeceksin 'Sen ne konuşuyorsun? Senin bu ağız, Kandil'dekilerin ağzı.' Zaten bunlar aynı ağzı kullanıyorlar."

"Bu terörle mücadelenin ileri noktasıdır"

İnsansız hava araçlarını elde edebilmek için yıllarca çalıştıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: 

"Bize ABD bu silahları vermedi. İsrail'den 12 tane aldık, onların da bakım ve tamirinde her zaman ipe un serdiler. Şimdi hamdolsun yerli olarak yapabilir duruma geldik. Şimdi de bu onları rahatsız ediyor. Niye? Artık Türkiye kendi silahlı ve silahsız insansız hava araçlarını yapar hale geldi, mutluyuz. Terör örgütlerinin nerede olursa olsun üzerine üzerine hem silahlı insansız hava araçlarıyla gidebiliyoruz hem de silahsız insansız hava araçlarıyla nerede kim var, gidip ondan sonra da uçaklarımıza koordinatlarını verebiliyoruz. İşte bu terörle mücadelenin ileri noktasıdır. Kılıçdaroğlu istediğin kadar üzül, yanındakinin ismini zaten vermeyeceğim, sen de istediğin kadar üzül. Terörün yandaşları istedikleri kadar üzülsünler. Biz bu mücadeleyi sonuna kadar bu ülkede tek terörist kalmayıncaya kadar devam ettireceğiz. Bu ülkenin mutluluğu ve huzuru için buna ihtiyacımız var."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.