Güneşli bir günde gözlerimi açmaya üşenirken etrafıma saçtığım güzelliği konuşmalardan anlıyordum. Al rengim beni her zaman daha dikkat çekici olmaya itiyordu. Tam da insanlar etrafımdan uzaklaşırken, kokumu hissetmelerini sağlayarak tekrar onları toplamamsa gizli güçlerim arasında en sevdiğim hakikatimdi.

Gün doğumu ile gün batımı arası büyümem için yeterli zaman dilimiydi. O gün karar verdim, yapraklarımın tek tek açılması için... Utangaç, çekingen halim daha yavaş hareket etmeme neden olurken nazlı halimi sevenlerin olduğunu fark ettim. Şefkat her zaman iyi gelirdi bedenime, yüreğime… Şefkat dolu bakışların üzerimden eksilmemesini hep dilerdim.

Yanı başıma serilen örtüye oturan çiftin, şiirimsi konuşmaları onlara doğru dönmemi sağladı. Getirdikleri piknik sepetinden meyveleri, bardakları, içecekleri çıkarmalarını bir bir izledim. Hasretle zamanı durdurmayı dilercesine birbirlerini izlemeleri, suskunluklarını sevgi ışıltılarıyla özenle korurken; beraber uzanıp gökyüzünde ki bulutları özenle masal kahramanlarına dönüştürmelerini çıt çıkarmadan dinledim. Gerçi istesem de seslenemezdim ama kendimi hissettirebilirdim.

Yanlarında getirdikleri radyoda çalan şarkı iyice keyiflenmeme neden olmuştu. Şimdi tam zamanı dedim. Biriken duygularımı coşkumla birleştirip egzotik kokuma dönüştürdüm, havanın hafif rüzgârlı olması sayesinde burunlarına ulaşan tılsımımın gözlerini açmalarına, başlarını kaldırıp, bir sağa bir sola çevrilen boyunların bana doğru duraksadığına göz ucumla tanık oldum…

Bir kitabın arasında, yüreğine dokunduğu en güzel sayfaya keyifle kuruldum. Satırları her gün dinleyerek ezberliyordum, genç kızın yanağına bir buse kondurarak huzurla yaşlılığımı kutluyordum. Çok geçmeden gözyaşlarıyla buluştum. Susuzluğum dinmişken neden bu tuzlu akıntıya karıştığımı anlamıyordum.

Hışımla dalımdan tutulup karanlık bir deliğe doğru bırakılacakken duraksayan elin, kalbinin üzerine doğru yöneldiğini; sımsıkı sarıldığında sıcaklığın verdiği ayrılık acısını benimle paylaşmak isteyen bu kızcağızı kıramadım, bir bir yutkunarak hıçkırıklarını içimin derinliklerine iteleyip hapsettim ve beni de terk edeceğini bildim…

Yeni evim, kokusuna alışamadığım bir ansiklopediydi artık. Gözlerimi isteksizce kapatıp uyumaktan başka çarem kalmamıştı. Mecburiyetin verdiği hüzünle, bir an önce rüyalarımın; yaşadığım aynı sevinçleri içermesi ümidiyle isteksizce oluşan eylemi umuda dönüştürüp, gözlerimi kapadım. Sonsuzluğa adım attığımı sanıyordum.

Mahmurluğun etkisiyle üzerime çarpan ışığı dağıtmak için birkaç yaprağım beni terk etti, parmakların arasında kaldırılmışken sayfaya tek tek düştüler. Ayrılıklarına üzülecekken muzip bir gülüşle baş başa kalıverdim. Ne tür bir serüvene yol alacağımı merak ettim. Yapraklarımı da ardımda bırakmayıp avucuna alıp sarmalayan bu gencin bizi bir kitabın arasına yerleştirmesini ve ‘Görürsün sen!’ cümlesini okumasını dinledim. Zamanı ölçemezken, merakımın verdiği sabırsızlıkla sayfaların tekrar kurcalandığını ve bu sefer gülen gözlerle karşılaşıp aynı cümlenin tekrar okunduğunu duydum. Anlamadığım ama tebessümlere sebep olan bu cümleyi bağrıma bastım ve her duyduğumda bende mutluluğumu bastıramadım…

Bu sefer keyfimizi bozamazlar diye kendimi oyalarken yine tuzlu sularla buluşmam gecikmedi. Her hüznün sebebi benim varlığım mı idi? Diye hayıflanırken sanki beni işitti sahibim daha çok sarıp sarmaladı, gittiği her yere beni de götürmeye kararlıydı. Beraber üzülüp beraber gülmeye başladık, vazgeçmeyişi en büyük tesellimdi; artık ailemdi. İnsanlar ne garipti? Anlamaya çalışmak, kabul etmeye çalışmak yerine hep terk ederlerdi; dinlemek onlar için ne büyük külfetti… İstisna olan biri varsa o da artık benimleydi, bırakmayacaktım bende onu. Sessizliğimiz en büyük eylemimizdi, yalnızlığı paylaşmamız da bize verilen hediyeydi…

Hayatınızda bulunan, size özenle verilen hediyeleri, değerleri ve en önemlisi özünüzü kaybetmemeniz dileğiyle… ‘Anılar Defterinde Gül Yaprağı’ şiirinden ilham aldığım Zarifoğlu’na hasretle bitiyorum bu hafta ki yazımı… Esenlikler içerisinde kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48