14 Temmuz 2018 Cumartesi 12:00
11 Okunma

İSTANBUL (AA) - İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, vakıfların dengeli ve sürdürülebilir, toplumla barışık bir kalkınma modeli sunarak, herkesin insanca yaşama ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlama özelliğine sahip olduğunu belirterek, "Osmanlı'da lonca ve benzeri sistemlerde vakıfların çok hayati bir rolü olduğunu görüyoruz." dedi.

İZÜ, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Hamad Bin Khalifa Üniversitesi, Borsa İstanbul, Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi (ADAM) iş birliğiyle "Vakıf ve Sürdürülebilir Kalkınma" temasıyla düzenlenen "1. Uluslararası Vakıf Kurumu Sempozyumu"nun açılışında konuşan Bulut, medeniyette vakfın çok önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

"Selçuklu ve Osmanlı, bir vakıf medeniyetidir." diyen Bulut, vakfın, kamu ve özel sektörden sonra üçüncü sektör olarak yer aldığını söyledi.

Vakıfların, toplumun sosyal, ekonomik, ilmi ve kültürel alanda gelişmesinde çok hayati bir rolü olduğunu vurgulayan Bulut, "Vakıflar bizim geleneğimizde dengeli ve sürdürülebilir toplumla barışık bir kalkınma modeli sunarak, herkesin insanca yaşama ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlama özelliğine sahip. Osmanlı'da lonca ve benzeri sistemlerde vakıfların çok hayati bir rolü olduğunu görüyoruz." diye konuştu.

Bulut, Osmanlı şehir yaşamında ahilik düzeniyle insanların dinde ya da fıtratta kardeş kabul edildiğine dikkati çekti.

Herkesin meslek sahibi olarak topluma, ekonomiye, insanlığa katkı sağlamasının öngörüldüğünü vurgulayan Bulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün bu çalışmalarda lonca ve benzeri sistemlerle vakıfların çok hayati bir rolü olduğunu görüyoruz. İşte Osmanlı tımar düzenine baktığınız zaman her aileye bir çiftlik veriliyor. O aile hiç kimseye muhtaç olmadan yaşayabiliyor. İşte biz bin yıllık bu coğrafyadaki birikimin gelecekte, yeni dünyada, daha etkin ve verimli, herkesi kuşatarak kullanılması, sahip olduğumuz insani kaynakları, sermayeyi, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını, müteşebbislerimizi, teknolojiyi, bilgiyi ekonomiye katarak, daha hızlı büyüme ama bunun çevreyle, insanla, toplumla barışık bir kalkınma ve büyüme modelleri üzerine bir tartışma yapacağız. Medeniyet coğrafyamızın birikimleri, insana insan olduğu için değer veren yani insanı bütüncül bir yaklaşım içinde ele alan, insanı bir üretim ve tüketim objesi olarak değil, eşref-i mahlukat olarak esas alan bir kalkınma, büyüme ve iktisat yaklaşımı üzerinde duruyoruz."

- "İslami finansı önceleyen çabalar içerisinde olacağız"

Borsa İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Şenol Duman da vakıfların Osmanlı döneminde büyük bir önemi olduğunu, günümüzde de Batı dünyasında çok büyük yerler iştigal ettiğini söyledi.

Vakıfların Türkiye'nin İslami finans uygulamalarına da önemli ölçüde ışık tuttuğuna dikkati çeken Duman, "Hem ülkemiz hem de dünyada İslam iktisadı ve finansının gelişimine ve insanımızı odak alan bir ekosistemin oluşturulabilmesi için sac ayaklarının birbiriyle uyum içerisinde çalışmasına büyük önem veren bir çalışma olacağını varsayıyoruz." dedi.

Vakıf düsturundan yola çıktıkları çalışmalarıyla İslami finans alanında özel gayretler peşinde olduklarını belirten Duman, bunun için borsada özel bir İslami Finans Direktörlüğü oluşturduklarını anlattı.

Duman, yaklaşık yüzde 5'lere varamayan bir İslami finans altyapısında çalıştıklarını aktararak, şöyle devam etti:

"Bunların Malezya'da yüzde 45'lere varan bir çerçeveyi gördüğümüzü düşündüğümüzde daha alacağımız çok mesafe var. Dünyada bir ilk olan ve tamamen İslami finans ilkelerini temel alan gayrimenkul sertifikalarını ihraç ederken proaktif bir rol oynadık. Paydaşlarımızla çalışarak, İslami finansı önceleyen çabalar içerisinde olacağız. 2005 yılından itibaren İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı'yla ortak borsa, takas ve merkezi kayıt kuruluşlarıyla beraber önemli çalışmalara liderlik ediyoruz. Hem İslami finansın hem vakıf kurumunun hak ettiği yeri bulacağına inanıyoruz."

- "Osmanlılar vakıflar sayesinde yaşadı"

Tarihçi Mehmet Genç ise Osmanlı dünyasında vakıfların fonksiyonlarının kalkınmaya katkı oranın çok yüksek olmadığını fakat vakıf medeniyetinin Osmanlı vakıflarında iç içe olduğunu anlattı.

Osmanlı Devleti ilk kurulduğu zaman Anadolu'da 300 yıllık İslam geleneği ile köklü ve yerleşmiş bir vakıf kültürü olduğuna işaret eden Genç, şunları kaydetti:

"Osmanlılar buldukları vakıfları hiçbir şekilde reddetmeden, devamında tereddüde düşmeden aynen muhafaza ettiler ve genişledikleri bölgelerde vakıfları çok önemli birer kurum olarak sistemlerinin içinde itinayla korumaya devam ettiler. Onu biraz değiştirdiler. Osmanlı damgası vurdular vakıfların birçok manzarasına. Osmanlılar vakıflar sayesinde yaşadı diyebiliriz. İçinde barındırdığı soy, ırk, dil, mezhep, kültür olarak tarihin en büyük çeşitliliğini barındıran bir devlet oldu. Osmanlı'dan daha çok çeşitlilik barındıran başka bir siyasi sistem olmadı. Bu kadar çeşitliliği, bu kadar geniş alanda, bu kadar uzun bir süre kontrol altında tutabilmesi son derece önemli bir performanstır Osmanlılar için ve bunda birinci derecede rolü olan da vakıflar olduğunu söyleyebiliriz. Osmanlılar vakıflar sayesinde sürdürülebilir kalkınmadan çok daha öte sürdürülebilir bir azamet ortaya koydular."

Yurt içi ve dışında akademisyenlerin "Vakıf ve Bireysel Kalkınma", "Vakıf ve Sosyal Kalkınma", Vakıf ve İktisadi Kalkınma", "Vakıf ve İslam Coğrafyasında Kalkınma" gibi konu başlıklarını ele alacağı sempozyum, yarın sona erecek.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48