Çok türküler bilirim

Daha neler bilirim

Gönül coşmayınca

Bahaneler bilirim

Durgunum bugün, bükülen dallarım kendi bağımsızlıklarını gövdeleriyle sergiliyor. Güneşin damla damla serpiştirdiği ışıklarından nasiplenmem gerekirdi. Dedim ya dostlar durgunum bugün... Gönlüme hiçbir ışık yerleşemiyor.

İnadım en dik yamaçlara tutunmama yardım etti. Yanımdan geçen arabalarda ki insanlar beni dikkatlice süzmeye çalışıyordu. Gövdelerimden çıkan dallarımın gölgeleri beni gizemli bir hale getirirken meyvelerimin bir an önce yerlere düşme isteği gönlümde ki çatlak sayısına bir yenisini ekledi.

Sessiz kalmanın kibir diye anlaşıldığı dünyamda tek amacım bir nebze huzura ermek iken kendimle kalmanın keyfini çocuklarımla paylaştım. Beni sadece onların gözleriyle bakabilenlerin güzel gördüklerinin farkına vardım.

İnandım... İnandıklarım değişse de hep çok inanmam gerektiğine inandım. Her duvara sırtımı dayayabileceğimi sanarak yasladım. Korkularım engeldi, onları durdurmak da basitti; tek tek hepsini oyaladım. Gözlerimi kapamanın büyük lütuf olduğunu biliyordum. Senin benim hepimizin kurtulacağına sessizce inandım. Yanılır mıyım bilmiyorum ve hala ısrarla inanıyorum.

İnce bir kök daha doğdu bugün. Her yenisinde bağlanmam daha da kolaylaştı. İnce, zayıf cılız kökler... Beni sımsıkı toprağa bağladı. Tıpkı seni bana bağladığı gibi. Çok büyük nedenlere gerek yoktu küçük sebepler bağlarımızı arttırıyordu.

Korkuyordum. Ödüm patlarken sessiz kalmanın rolünü kimseyle paylaşamıyordum. Daha da gizemli hale geliyordum. Sessiz ilerleyen savaşım beni bilinmezliklerle baş başa bırakıyordu. Olsun. Bu da uydu. Bizim için ütopyalar var oluyordu.

Zihnimin durgunluğuna ihtiyacım varken daha da yoğunlaşıyordu. Sanki iş imkânı bir tek bendeymiş gibi bütün sorular beynime göç etti. Gözlerimi kapamam huzurumu saklamaya çalışmam gün geçtikçe zorlaştı. Ne ara bu kadar kalabalık bir nüfusa sahip olduğumu anlayamadım. Şehrimin güzelliğini bozmamaya çalışırken buldum *kendimi; anımsayamadım.

Bir bendim benden ötesi... Çok uzun zaman oldu sevdalarıma boyun eğmeyeli. Unutkanlığım cılız köklerin yaşayamamasından kaynaklanırken oluşan yeni tanelere su bulamaz oldum. Yakınıma yerleşen dostlarımın sunduğu çözümlerin değerini bir ben biliyorum.

Bencillik mi? Ah ne büyük meziyet. Sığınağım iken gözlemleyemediklerimin pençesindeyim... Yalnızlığı hatırlamanın rüya olduğu ekranlarda seni, sizi bulmam kaçınılmazdı elbet.

Ben bir fındık ağacıyım; yalnızlığa, soğuğa hasret. Ben bir fındık ağacıyım; yağmura, toprağa bağlanıp dik yamaçlara boyun eğmeyerek.

Yarıyıl tatiline beş kala sorgulamayı bırakmadığınız bir yaşam geçirmeniz dileğiyle... Unutmayın nedensizlikte bazen iyidir. Şimdiden keyifli okumalar, esenliklerle kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48