Bu hafta yeni bir eğitim öğretim yılına başlıyoruz. Umuyoruz ki yeni eğitim öğretim yılı, gelecek nesil için üretken beyinler yetiştirmeye yeni bir fırsat olur. Yeni atanan Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’un işin mutfağindan geliyor olmasından dolayı yeni dönemden ümitliyim. Umarım yeni bir hayal kırıklığı yaşamayız. Çünkü şimdiye kadarki eğitim sistemimizde çocuğumuzun başına gelebilecek en kötü şey hata yapmaktı. Ama insanın orijininde hata yaparak başarılı olmak yatıyor sistem bunun henüz farkında değil. Bu gün hepimiz şunu çok iyi biliyoruz ki; hata yapmaya hazır değilseniz, asla orijinal bir şey üretemezsiniz.

 Picasso der ki: “Tüm çocuklar sanatçı doğar. Mesele büyüdüğün zaman sanatçı kalabilmektir.” Ne yazık ki eğitim sistemimiz sanatçı çocuklarımızın katili durumunda şu anda. Bu sistemle çocuklar yetişkinliğe adım atmaya başladıkça hata yapmaktan korkar hale geliyor ve yaratıcılıklarını kaybediyorlar. Picassonun deyimiyle doğuştan gelen yaratıcılıklarıeğitimle kökten tırpanlanıyor. Çünkü sistem tek tip insan yetiştirme üzerine kurulmuş. Ezbere dayalı, çoktan tercihli ölçme değerlendirme esaslı fikir üretmeye kapalı bir eğitim modeli ile yeni yüzyıla giriyoruz.

Şunu artık bilmemiz gerekiyor ki, insanların hiçbiri aynı değil. Parmak izi gibi bütün insanların yaratılıştan gelen donanımları farklı farklı. Herkes profesör olmak zorunda değil. Herkes doktor ve mühendis olacaksa aracımızın motor bakımını kimlere yaptıracağız. Kim tornacı olacak. Evlerimizi kim inşa edecek. Ne yazık ki kamu eğitiminin amacı herkesi profesör yapmak.İnsanları akademik olarak eğitmeye öncelik veren bu sistemin kökeni ta 19. yüzyıla dayanıyor. Ve o zamanın en büyük amacı ise sanayi devriminin ihtiyaçlarını karşılamaktı.

Son yüzyılda eğitimin kalitesi de yöntemleride değişmeli,gelişmeli değilmiydi? Şu anki eğitim sistemi, insanları tamamen üniversiteye hazırlayan uzun bir maraton gibi.Tek amaç üniversite giriş sınavı... Doktor olacak olanada, arkeoloğada, ressamada aynı sorular sorulmaya devam ediliyor.  Sonuç olarak, birçok olağanüstü yetenekli, akıllı ve yaratıcı insan sınav sisteminin azizliğine uğrayarak yokolup gidiyor. Her öğrencinin iyi oldukları şeylere değer verilmiyor ya da yetenekli oldukları alanlara ne okulda nede sınav sisteminde deger verilmediği için dışlanmalarına neden olunuyor.Bu düzenin değişmemesi halinde, insanlık çok şey kaybedecek.Pek çok uzmanın üzerinde fikir birliği ettiği husus şu ki; dünyada çocuklara şu anda matematik öğrettiğimiz gibi, her gün şiir yazmayı resim yapmayı tiyatro ve dans etmeyi öğreten bir okulun olmaması çok büyük kayıp.

Size 1930’lu yıllarda yaşanan bir olayı anlatarak bitireyim. “Bir gün okuduğu okulun yönetimi Gillian Lynne’in ailesine “kızınızın öğrenme bozukluğu olduğunu düşünüyoruz” diye bir yazı gönderiyor. Sekiz yaşındaki kız çocuğu kıpır kıpır, yerinde duramıyor ve bu yüzden de derse konsantre olamayan biri. Henüz hiperaktivitenin icad yıllar ama yinde Lynne’nin annesi kızını bir uzmana götürüyor. Yarım saat kadar küçük kızın okuldaki problemleri üzerine konuşuyorlar. Sonra uzman “biraz yalnız konuşalım” diyerek, anneyi odadan dışarı çıkariyor. Ancak çıkarken radyoyu da açıyor. Annesine camdan kızını izlemesini söylüyor; daha bir dakika geçmeden, Gillian Lynne kalkıp radyodaki müzik eşliğinde dans etmeye başlıyor. Ve uzmanımız anneye dönerek teşhisini söylüyor: “Kızınız hasta değil, o sadece bir dansçı.Siz en iyisi onu bir dans okuluna yazdırın”. Ailesi de uzmanı dinleyip onu dans okuluna yazdırıyor. Efsanevi müzikallerin koreografisini hazırlayan, dünyaca ünlü ve hayli zengin bir kadın olan Lynne dansa işte böyle başlıyor. Eğer bugün aynı hadise bizim başımıza gelse kızımızı bir uzmana götürseydik muhtemelen doktor “kızınız hiperaktif” teşhisi koyacaktı ve onu ilaçlarla yatıştıracaktık. Sinir bilimci Sinan Canan’ın deyimiyle “uslu çocuk yoktur, eğer çocuğunuz hiç yaramazlık yapmıyorsa bir doktora gösterin mutlaka hastadır.”  2018-2019 eğitim – öğretim yılımız başarılar getirsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48