Açtığım oyuktan başımın üzerinde taşıdığım buğday kırıntısıyla ilerledim. Derdim sadece kışa hazırlık yapıp yaşamımı sürdürebilmek. Cebimden çıkardığım mendilimle alnımı silip koltuğun üzerine yavaşça bedenimi bırakıverdim.

Merhamet ve güven ikilisini sık sık gezindiğim diyarlarda duyuyorum. Ait olduğumu hissettiğim anı hayal etmeye çalışıp yine beceriksizliğimle baş başa kalıyorum. Zihnimde oluşan huzursuzluğumun yüreğimden geldiğini bilip, ünlü düşünürlere kızıyorum.

Mutlu olduğum anların sınırlı olmasından dolayı hayal dünyamı zorluyorum. Umudun varlığı yaşama tutunmamı sağlarken çocukların neşeleriyle silkelendim. Derme çatma toparladığım evimde kendimi güvende hissetmiş olmalıyım ki zorunlu olmadıkça dışarı çıkmak istemedim.

Çocukluk anılarıma kapıldım yine. Özgürlüğümü tattığım An’larıma doyamadığım, çalarlar diye paylaşmadan ses çıkarmadan tekrar yaşamayı ümit ederek yaşadığım anılarımı…

Sustular.

Çocukların sessizliği beni sürüklerdi bilinmez hiçliklere. Kimdi ki sesimi duyabilen ümitler? Kimdi isyan ettiğim, önemli olduğumu hissetmeye çalıştığım bildiklerim? Kimdi inandığım kimdi ortasında kaldığım okyanusun sahibi?

Yolumu kaybettiğim gecelerden biri. Yalnızlığımla baş başa; paylaşmaya korktuğum, hatırlamaya yorulduğum anılarımla. Kaybettiklerim; hani özgürlüğümdü? Hesap sormak istediğim, neden diye haykırmak istediğim… Çektim içime önce ki cümlemi. Sustu ya çocuklar öyle susturuverdim düşüncemi. Önemsizdi. Dilek öğretmenin sitemleri gibi isyanlarımız, insanlığımız çaresizlik içindeydi.

Yol mu kaybolur bir tek? Hayır tabi. Sende bende asıl biz de kayboluruz bilinmezlikler de… Tut hadi. Sürekli savunduğun ön yargılarını tut. Sürekli sığındığım rüzgârını tut. Yapraklar savrulurken etrafımdan beni de tut. Kendini de. Savrulmalarına izin verme, seni yalnız bırakan, maskelerine. Tutun hadi sahte biriktirdiklerine, beklentilerine. Bil ama bil mutlaka. Nedenlerin varlığı, ömrünü kısaltan birer gölge gibi. Asla ayrılmazlar asla seni bırakmazlar. Haydi, uyu şimdi. Öyle güzel uyu ki hiçbir ağıt uyandırmasın kalbini. Huzur bir kelebeğin kanadın da gizli ya bekle etkisini.

Gözlerim açıldıkça çıktı ortaya inandığım, doğru bildiğim yalanlar. Anlamazdım neden koruyorlar beni? Şimdi bildim. Bildim de iyi mi ettim? Hayır tabi. Bilmekle iyi etmedim, kendimi yitirdim.

Hüzünlüyüm dostlarım bu aralar hüzünlüyüm. Bazen ıhlamur kokusunda gizli huzura sığınıp kuşlarla beraber uzak diyarları düşlemekteyim. Bazen de yağmurlarla birlik olup toprağa karışmayı istemekteyim. Yardımına yetişemediğim çocuklar, güzel kalpleri düşündükçe daha da hüzünlüyüm.

Varsın bir hafta da isyanlarımı içersin yazım. Varsın Gül’ler küskünlüğünü açığa vursun. Sizler okuyunca terk edemeyeceğime inanmaya ihtiyacım var. Sizlerin umudum olduğunuzu bilmeye ihtiyacım var… Diyeceğim o ki birtakım Düşsever’e ihtiyacımız var. Esenliklerle kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48