Soğuk havaların gelmesiyle çıkarıldı kışlıklar. Kat kat giyinmeye başladıkça ağırlaştım, yazmaksa bir nebze de olsa hafifletti bedenimi, çevreden gelen tepkileri...

        Yazmam gerekiyor yükselen sulardan sağ çıkabilmek için. Yazmam gerekiyor ağırlaşan havada nefes alabilmek, tüm popüler saçmalıklardan kurtulmayı ümit edebilmek için…       

        Yaşamaya çalıştığım yer hepinizin göz mesafesinde. İsyanlarımsa duyulmaz sahillerde. İki üç cümleyi bir araya getirmeye çalışmaktan yorulan zihinlerin uykusu hala bitmemekte. Pedalsız ilerlemeye çalışan çocuklarım yağmurun dinmesini beklemekte. En iyi onların gördüğü en çok onların dikkat ettiği ayrıntıların önemiyse git gide bitmekte.

         Yüreğim korkularla dolu. Bütün mutluluklarım bir an da kayboldu. Kumsalsız sahil gibi düşlerim yok oldu.

         Bir kayık yaptım hızlıca uzaklaşmak için... Güğümümü de aldım yanıma başladım yol almaya. Can simidimdi o benim. Deliklerden sızan suyu boşaltmama yardım edenim. Çok dayanamadı yolculuğuma bıraktım okyanusa. Tektim artık. Yeniden başa dönmesi gerekenlerdenim. Ve bende yenilendim.

        Ne zaman durmaya başladığımı hatırlamıyorum. Bir nebze huzuru yeni yeni keşfediyorum. Başlıyorum dönmeye. Bir sağa bir sola, tepeden tırnağa, biçimden biçime, kısasa kısas diye. Geç kaldığımın farkındayım. Etrafımda dönmeyen bir ben vardım.  Artık durmuyorum! Yokluk denizinden çıkmaya karar veriyorum. Geceler gündüze, kışlar bahara dönüyorken bende yeniden yaşamaya, mutluluğa dönüyorum.

        Herkes masum herkes temiz. Bugün tek yürek ya ülkemiz, oh mis… Kime sorsan haberim yoktu diyor oynamaya devam ediyor. Başlıyorum çocukluğuma dönmeye, en erken olduğum yere. Bir benmişim büyümek için hevesli olan. Ve vazgeçiyorum.

         Çocukluğum sunuyor güneş pırıltılarını. Ardıma bakmadan yüzmeye başlıyorum. Yüzüme gözüme kaçan tuzlara aldırmadan, varıyorum büyülü kumsallara; masal diyarlarına…

        Güneş artık herkes için parlıyor. Sımsıcak havada lavanta kokuları sarıyor dört bir yanımı. Sokaklarda ‘Sev kardeşim!’ şarkısı çalıyor. Ne nokta kalıyor ne de virgül medeniyetler arasında. Keşkelerin paylaştığı mutluluklarla gerçekleşmeyen hayaller azalıyor. Veriyoruz evrene enerjiyi; yollar, sokaklar artık çıkmaza varmıyor.

        Hayatımın en güzel mevsiminde ceplerimi umutlarla doldurup koşmaya başlıyorum. Direnmekten vazgeçiyorum. Gündüzlerimi güneş parıltılarına gecelerimi ise yıldız tozlarına buluyorum. Kana kana içiyorum yorgunluklarımı ardıma bakmıyorum. Kendimi anlatacağım son yazı olduğunu umarak sarılıyorum düşlerime, alıyorum elime kahvemi izliyorum patlayan mısırların gökyüzünden inmesini.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48