Çocukluğumda güneşin tenime temasından babamın gölgesiyle kurtulurdum. Sıcaklığın artışı tatlı bir uyku haline dönüşürdü, incecik uzanan dallarım bile hafifçe bükülüp dinlenmek için fırsat kollar; minik yapraklarıma değen rüzgâr, rüyalarımı kum tanelerine dönüştürüp, savururdu. Issızlığın yüreğime uğramadığını şimdi anlıyorum, zihnimi meşgul eden, hayallerimi süsleyen oyunlar oynadığım arkadaşlarımı düşündükçe dudaklarımda oluşan yayılmayı engelleyemiyordum…

Damlalar halinde akan umudun, sabırla olan dostluğuna imrenip, açtığım avuçlarıma serpilen tanelerini itinayla göğsüme saklardım. Gönlümdeki özlem’in, özüne ulaşıp artık kanatlanmasını, kurduğu düşlerin can suyunu bulup, ayaklanmasını beklerdim... Beklerdim de sabrın sadece beklemek olmadığını, öylece bakıp zamanın geçmesini dilemek olmadığını karşılaştığım her engelde sert bir duvara çarpmış gibi irkilerek hatırladım.

Geceler gündüzleri, aylar seneleri kovaladı… Mutluğun büyüsü zamanı, akan suya dönüştürüyor; huzur ise bu akıntıyı hızlandırıp yönünü belirliyordu. Mevsimlerin renkleri doğanın güzelliğini sunarken bizi yeniliyordu.

Duyduğum seslerin rüya mı gerçek mi olduğunu anlamam için gözlerimi açmam gerekiyordu. Gelen çıtırtılar, alnımda oluşan terler, yıllardır beraber olduğum dostlarımın çığlıkları bir anda beni kendime getirdi. Keşke hiç uyanmasaydım diye içimden geçirirken çıkan dumanların, üzerimden akan köpüklerin, olanları değiştiremeyeceğimi anlatan halleri, büyük bir yasın içerisinde yalnız kalacağımın habercisiydi…

 Bugüne kadar biriktirdiğim anılar gözümde canlanırken, etrafımda yatan cansız bedenlerin soluğumu kestiğini, kalp atışımın yankılanıp üzerime çığ gibi düştüğünü anladığımda gözlerimin kapanması engelleyemedim. Beni hayatta tutanın su ve toprak olmadığını anlatmam, etrafımda toplanan insanların tek tek gelip, yorgun bedenime sarılıp bambaşka hikâyelere sürüklemeleriyle gerçekleşti. Acımı paylaştığım her insana sunduğum minnettarlık ise yeşeren yeni bir yaprakla süslendi.

 Var oluş sebebimi tazeleyenleri gölgemde ağırlamak, söylenen türkülere eşlik etmek onlarla yaşamayı seçmemi sağladı. İyi mi yaptım? Bilmiyorum. Tek bildiğim ailelerle çoğaldığım, ailelerin çoğalmasına şahitlik edip, onların her hallerini kabul edebileceğimi yansıtmam. Üzerime yazmaya çalıştıkları isimleri hoş görüp, her hallerini sevdiğimi fısıldamam…

 Sadakatleri ise benim için en değerli hediyeydi. Yeni bir aile oluşturmam, yüreğimdekilerin küle dönüşmesinin tek nedeniydi, küskünlüğe izin vermeyen limanım ise onların beni ziyaret ettiği saatlerdi...

Dedelerini torunlarına anlatmaya başladığım gün, mutluluğun tek renkle kısıtlanamayacağını anladığım gündü. Sonsuzlukla tanışmamı sağlayan hikâyelerin yayılması için rüzgârla anlaştım, baş başa kaldığımızda onunla bütün bildiklerimi paylaştım…

Sevginin sebep olduğu güzelliklerin gün geçtikçe arttığını, bildiğinizi sandığınız yanılsamaların sebep olduğu kuruntuları eritip yepyeni fikirlerle buluşmanızı sağlayanların artmasını diliyorum sevgili okurlarım… Esenlikler içerisinde kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48