Hayal kurmamıza dahi müsaade edilmeyen bir dünyada yaşıyor olduğumuzun farkında mıydınız bilemiyorum. Hiçbir şeyi tek başımıza planlayamıyoruz bu dünyada. Hedeflediğimiz yere doğru bir adım atacak olsak, hemen etrafımızdan birileri önümüze dikilip yolumuzdan ediyorlar bizi.

Arı kovanına sokulan çomak gibidir hayatımıza yapılan müdahale. Az sonra darmadağınolacağımızın işaretlerini o an görmelisiniz değilse bir daha geri dönüşü de olmaz bu gidişatın.  Niye insan istediği hayatı kendi istediği şekilde yaşayamaz ki? Bu yakından kumanda durumu da nedir? Üç beş günlüğüne gönderildiğimiz dünyada meşru ölçüler dairesinde arzuladığımız hayatı, hayalimizde ki insanla yaşayabilmenin önüne sözde yakınlarımız tarafından konulan engel de neyin nesidir? Yanlış ya da doğru ben o hayatı deneyerek, belki de yanılarak kendim yaşamak ve bir ders alınacaksa yaşayarak bizzat öğrenmek istiyorum. Kime ne? Nasıl istiyorsam öyle yapmak istiyorum her şeyi. Başkalarının istediği gibi değil mesela. Kendi istediğim biriyle yine kendi istediğim bir şekilde yaşamak istiyorum bundan kime ne?

Çünkü ben yarın mutlu yada mutsuz olduğumda kimseyi suçlamak istemiyorum. Mesuliyeti bana ait olan mutlu anları da, huzursuzluğu da kendi ellerimle yaptıklarım yüzünden yaşamak istiyorum bundan bir başkasına ne?

En çokta en yakınlarımızın baskısı altında ezilerek istediğimiz hayatı yaşayamadan ölüp gideceğiz. Hayatımızı zehir eden kararların mimarı ya annemiz ya babamız ya amcamız ya dayımız ya halamız ya da kardeşlerimizdir ne yazık ki? Kim olursa olsun, bizim geleceğimiz hakkında karar verme hakkına sahip olmamalılar. Olsa olsa istediğimizde bize nasihat edebilirler. Onu da biz istersek eğer…

Fakat acınılacak halin mimarı yine de biziz. Kendimiz için değil de annemiz, babamız ya da yakın çevremiz için yaşamayı bile isteye biz seçiyoruz. “Aman kimse üzülmesin” diye, ömrümüz başkalarını mutlu etmekle geçiyor ama acılar içinde kalarak ne yazık, ne yazık…

Başkaları için sevdiğimiz çok şeyden vaz geçiyoruz maalesef… Arkamızda neler ve kimler bırakarak zincirlendiğimiz kapıya doğru sürüklüyoruz bedenimizi. Kim bize aferin diyecek peki? Kim teşekkür edecek kendi hayatımızızehir edecek olan tercihlere.

Pek farkında değiliz ama yine yalnız ağlayacağız yaşayamadıklarımıza. Çok değil akşam olduğunda herkes odasına çekilecek ve kendi yalnızlığımızla baş başa kalacağız. O,asarım, keserimle bizi yolumuzdan çevirenlerle, yapma, etme, hayatını karartma diye nasihat edenler başını yastığa koyar koymaz uyuyacak ve unutacaklar bizi… Ortalığı yıkanlar, bağırıp çağıranlar üç vakte kalmadan kaybolup gidecekler… Peki ya biz ve hayallerimiz? Olan bize olacak hanımlar, beyler…  Her şeyin bedelini bizzat bizler yaşayarak ödeyeceğiz. O halde şu anda alacağım karardan ve yapacağım tercihten kime ne?

Ey hayatımızı cehenneme çevirenler, artık müdahale etmeyi bırakın bize. Bedelini ödemediğiniz ve ödeyemeyeceğiniz bir hayata asla dokunamazsınız. Eğer bir yola çıkılmışsa biz o bedeli her türlü ödemeye niyet ederek bu yola çıkmışızdır, yeter ki artık siz dokunmayın… Eski bir Yeşilçam Filmi repliğiyle ifade edeyim; yoksa ben Mustafa Tilci, sizi hayatımdan öyle bir siler atarım ki, arkama dönüp bakmam bile…

Selametle kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cihat kurt 2017-10-06 14:51:15

Fikirleriniz çok doğru sayın hocam.Bende farkına varfıktan sonra kendime zaman ayırmaya başladım ve kendimi buldum.sevgi, saygı ve selamlarımla

Avatar
Nagihan dogan 2017-10-06 18:39:04

Haklısınız.Büyütürken aşılıyor,sonrasında da bizim hayatımız olmuyor.Neden mutlu değilsin diye soranda yok hani..sorsalar da ne değişir.Saygılarımla Sayın hocam.

banner41

banner38

banner48