“Bazen insan hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor. Düşündükleri ağır geliyor mesela” demiştim. Vaz geçme, “Çay koy yeniden başlıyoruz” dedi.

Yeniden başlamak mı? Mümkün müydü bu? O an için bunun olabileceğinden tam olarak emin değildim.  Sanırım yeniden başlayabilmek için birazcık cesaret gerekiyordu.

Çok az cesaret bende vardı galiba…

Niye olmasın ki? Başımı ellerimin arasına almış odamda oturarak içinde bulunduğum kasvetli ruh halinden kurtulamazdım. Kalktım dışarı çıktım.

Yağmur vardı Bursa’da… Ve yağmurun hiç acelesi yoktu, usul usul her yeri ve herkesi ıslatıyordu…

Benimde acelem yoktu…

Ağır adımlarla sonbahar yağmurlarının ıslattığı kaldırımlara düşmüş çınar ağacı yapraklarına basarak yürümeye başladım.

Islanmasın diye ellerimi pantolonumun cebine sığdırabildiğim kadar sokmuş, boynumun açık kalan yerleri ıslanmasın diye de omuzlarımı yukarı kaldırarakyağmurdan korunmaya çalışıyordum. Bir süre yürüdükten sonra saçlarım da sırılsıklam olmuştu. Hava soğumuştu ama yağmur ılık ılık yanaklarımı okşayarak yüzüme aşağı iniyor, yol bulabilirse arada bir gömleğimin yakasından içeri girmeye çalışıyordu.

Hatalarımın tamamını yağmurun altında yıkayabilir miydim, bilmiyordum.Nereye kadar yürüyecektim yağmur altında peki?

Yolun sonu var mıydı?

 Sahi son ne demekti?Karmakarışıktı kafam…

Peki, nereye gidecektim?

Pek çok yol ayrımı vardı önümde… Hangi yana baksam sonu gözükmüyordu yolun.

Nereye gitmem gerektiğini bilmediğime göre hangi yoldan gitmem gerektiğinin de hiçbir önemi yoktu. Omuzlarımı indirmiştim. Hava gerçekten çok soğuktu. Ama ben üşümüyordum.

Dedim ya yağmur sabırlıydı. Vaz geçmem için beni ıslatmaya usul usul devam ediyordu.  Hocamın sözü kulağımda çınlamaya devam ediyordu: “Çay koy yeniden başlıyoruz”

Bütün hatalarım bu söz ve yağan yağmurun etkisiyle silinip gitmeliydi belki de. Yeniden başlamalıydım… Hatta kaldığım yerden bile değil. En başa dönerek yanlış koyduğum domino taşını düzeltip devrilmesini önleyerek başlayabilirdim.

Ümitlerimi kaybetmediğime göre kaybettiğim diğer hiçbir şeyin önemi yoktu.

Elimi cebimden çıkardım. Ceketimin iç cebindeki telefonumu aldım. Yağmurda ekranı ıslana ıslana rehberimden onun numarasını bulup çevirdim. Karşımdaki ses “Alo” dediğinde ben merhaba bile demeden “Çay hazır hocam” dedim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner38