18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü bir kez daha idrak edeceğiz. 103 yıl önce vatanımızı işgale gelen güçler, bugün Suriye sınırında Afrin’de yine karşımızda. Merhum Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri şiirinde belirttiği gibi “Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz/ Medeniyet denilen kahpe hakikat yüzsüz” dizelerinde yer alan vahşi kapitalizmin aktörleri günümüzde aynı hedef, fakat farklı senaryolarla saldırılarına devam ediyorlar. Çanakkale yeterince anlaşılır ve Çanakkale ruhu sürekli diri tutulursa yapılacak hiçbir saldırı hedefine ulaşamayacaktır. Tarihimizde nice destanlar vardır. Bunlardan biri de 300 bin insanımızı şehit verdiğimiz Çanakkale Savaşı’dır. Çanakkale Savaşı ihtilaf devletleri olan İngiliz, Fransız, İskoç, İrlandalı, Hindli, Kuzey Afrikalı, Avusturalyalı ve Yeni Zellandalı askerlerle Rum ve Yahudi gönüllülerine karşı yapıldı. Avusturalya’dan gelen Anzak askerleri İngilizlerin paralı askerleri olarak Çanakkale’de savaştılar. Anzak askerleri savaşmaları karşılığı İngittere’den günde altı şilinden ayda dokuz pound maaş aldılar. (Bugün teşeron PKK’lı teröristlerin ve ABD’li askeri şirketlerin paralı askerlerinde olduğu gibi) Özellikle paralı askerler üzerinde Türklerin esirleri kestikleri propagandası yapılarak “Teslim olmaktansa intihar edin” emri verildi. Çağının her türlü gelişmiş silahları ile donatılmış her ihtiyacı karşılanan ihtilaf kuvvetleri vatanını savunmak için canını ortaya koyan günlük tayini yarım ekmek bir tas üzüm hoşafı olan Mehmetçik karşısında hezimete uğradı. Tarihinde nice kahramanlar çıkaran Türk ordusu Çanakkale’de Seyit Onbaşı, Yüzbaşı Hakkı Bey, Mustafa Kemal Atatürk gibi nice kahramanlarla zafere ulaştı. Milletimiz her mücadelesinde  “Sefer bizden zafer Allah’tandır” anlayışı ile hareket etti. İstiklal Marşı’nda ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım./ Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım?/ Kükremiş sel gibiyim bendimi, çiğner aşarım./ Yırtarım dağları enginlere sığmam, taşarım” ifadeleri ile yer alan özgürlük ve bağımsızlık aşkını bütün dünyaya haykıran, bir milleti tutsak etmek mümkün mü? Böyle bir milletin vatanını bölmek ve işgal etmek kimin haddine?

Çanakkale Zaferi işgalcilere ders olmamış ki saldırılar günümüze kadar farklı görüntülerle devam etti. Ülkemizde iş birlikçiler ve darbeciler bu saldırılara zemin oluşturdular, çanak tuttular. 1960 ve 1980 askeri darbeleri, 28 Şubat 1997 Post-modern darbesi, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi emperyalizmin Türkiye’deki saldırılarıdır. Türkiye’de farklı zamanlarda çeşitli isimler altında çıkarılan Sağcı-Solcu, Alevi-Sünni, Kürt-Türk, İrtica-Laik karşıtlıkları da emperyalizmin senaryolarıdır. Çanakkale’deki emperyalist devletlere ABD gibi yeni zinde güçler eklenmiş, ancak emperyalizmin ‘Türkleri tarih sahnesinden silme’ hedefi değişmemiştir.

Bugün yanı başımızda emperyalist devletlerle iş birliği yapan diktatör Beşşar Esat’dan kurtulmak için 2011 yılında ayaklanıp ‘Arap Baharı’ sürecini başlatan Suriye’deki mazlum halka ABD ve Rusya’nın  silahları ölüm kusmaktadır. Suriye’de insan hak ve özgürlüklerine dayalı devlet kurup yaşamak isteyen Suriye halkının önü kukla Beşşar Esat, Rusya, ABD ve PKK (PYD) teröristleri tarafından kesilmiştir. Suriye yangın yerine döndürülmüştür. Özellikle Guta’da yaşananlar insanlık adına utanç vericidir. Suriye’deki bütün olup biten vahşete rağmen Türkiye dışında dünya, duyarsız kalmaktadır. Komşumuz Suriye’de yaşanan zulümlerden kaçan dört milyon mülteciyi Türkiye kabul etmiştir. Savaş ve terörle insansızlaştırılan bölgelere ABD tarafından PKK terör örgütü yerleştirilerek Türkiye sınırında ikinci bir İsrail devleti kurma denemesine girilmiştir. Marksist terör örgütü PKK ile kapitalist devletler olan ABD ve AB ülkelerinin kirli ilişkileri emperyalizmin vardığı boyutlar açısından da incelenmesi gereken bir konudur. Görünen odur ki çıkarları için PKK’yı kullanan ABD ve AB ülkeleri kısa zamanda PKK’nın terör hedefleri haline geleceklerdir. O zaman da Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Terör bumerang gibidir, döner, bir gün terörü destekleyen ülkeleri de vurur” ifadesinin ne kadar doğru olduğunu onlarda anlayacaklardır.

Çanakkale ruhunu ‘Zeytin Dalı Harekatı’ ile Afrin’de yaşatarak; ABD Dışişleri Bakanı’nın değişimine neden olan Türkiye, mazlum milletlerin hamisi olarak dünyada önemli bir aktördür. Emperyalist ülkelerden aldıkları her türlü desteğe rağmen ordumuzun önünde bozguna uğrayıp, kaçan PKK ve türevlerinin durumu, Avrupa Parlamentosu’nda alınan kararda olduğu gibi emperalist devletlerin uykusunu kaçırırken, Türkiye için yeni günlerin müjdecisi olarak görünüyor. Çanakkale ve Afrin gibi zaferlerle dolu tarihimize nice zaferler ekleyen ordumuza ve onu bağrında yetiştiren milletimize selam olsun…      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48