Tarih boyunca birçok milletin göz diktiği, insan uygarlığının en önemli beşiklerinden birinde yaşıyoruz…

Konumuyla, geçmişiyle, kültürel değerlerimize kazandırdığı ‘ilkleriyle’ ve hususiyeti sayamayacağım kadar fazla olan, çok özel bir şehir değil mi BURSA?

                ‘Osmanlı’nın ilk başkenti’, ‘Kurucu Şehir’, ‘Sultanlar Şehri’ ve ‘Ulu Şehir’ gibi sıfatlarla anılmasının yanı sıra, İstanbul’dan sonra mimari eser bakımından en zengin Türk şehridir aynı zamanda…     

                “İnsan yaşadığı şehre benzer, yaşamı boyunca o şehrin kimliğini kendi kimliği edinir” diyor bir fikir adamı…

                BURSA gibi bir şehirde hayat sürmek de insana, her şeyden önce yeryüzünde boşuna yaşamadığını, bir geçmişinin ve söz sahibi olabileceği bir geleceğinin bulunduğunu hissettiriyor.

Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar ihtişamlı bir medeniyetin kalp atışlarını her dem hissedebileceğiniz, tarihsel ve kültürel mirası yüzyıllardır içinde barındıran, koruyan, yaşatan bu şehir, tarihte nice işgal girişimlerine tanıklık etmiştir.

                Bir dönemler tebaası olarak yaşadıkları Osmanlı Devleti’nin ilk başkentine göz koyan Yunanlar da 8 Temmuz 1920 tarihinde Bursa’yı işgal etmişti. Bu işgal üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Kürsüsüne, duyulan üzüntüyü temsil eden siyah bir şal örtülmüştü.

                Bu işgalin Millî Mücadele’nin baş şehri Ankara’ya olan yansıması çok farklı olmuştu. Konu hemen Meclis gündemine gelmiş ve müzakere edilmişti. Kürsüye gelen Burdur Milletvekili İsmail Suphi Bey, Yunanlıların işgal ettiği Anadolu topraklarında yaptığı zulümleri bir bir anlatmış ve konuşmasında, Yunanların Bursa Ulu Camii’ni bombalarla tahribe yeltendiklerini, Yunan subayların yedi asır evvel Osmanlı Sultanı Orhan Bey’le evlenen Rum kızı Horofira, yani Nilüfer Sultan’ın kabrine giderek, “Vaktiyle sen bir Türk’e vardın” demek suretiyle kabri tekmelediklerini ve tahrip ettiklerini anlatmış, bu sırada milletvekillerinin kendilerini tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağladıkları görülmüştü. (Bu olay meclis tutanaklarına da yansımıştır.) 

Aynı zamanda…

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoyda, Bursa’nın işgalinden dolayı duyduğu üzüntüyü ‘Bülbül’ isimli şiirini yazarak ortaya koymuştur.

                Ve nihayetinde…

Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından Anadolu’da büyük bir şahlanış gerçekleşmiş, 9 Eylül’de İzmir’in ardından, TAM DOKSAN BEŞ YIL ÖNCE BUGÜN, yani11 Eylül 1922’de Bursa’nın bağımsızlığı sağlanmıştı. Tam 2 yıl, 2 ay, 2 gün süren işgalin ardından, Komutan Şükrü Naili Bey, Bursa Belediye Binası’na Türk Bayrağı’nı dikerek bağımsızlığı sembolleştirmiş ve Bursa’nın Yunan işgalinden kurtuluşu, Ankara’ya, “Yeşil Bursa, al sancağına kavuştu,” yazılı kısa ama anlamlı bir telgrafla bildirilmişti... 

O dönemden sonra her yılın 11 Eylül’ünde, Yeşil Bursa’nın al sancağına kavuşması coşkulu törenlerle kutlanıyor…

Milli ve manevi değerlerimizin ön planda tutulduğu, kılıç kalkan ve mehter takımı gösterileri, özel kostümlü motorcuların katıldığı geçit töreni, Tophane Parkı’ndan atılacak top atışları ve tarihi belediye binasınaMuharip Gaziler Derneği üyeleri tarafından bayrak çekilmesiyle şehrimize olan aidiyet duygularının katlandığı duygusal ve bir o kadar da özel bir tören bizleri bekliyor…

“Allah bir daha bu kutlu toprakları düşman çizmesi altında ezdirmesin” temennisinde bulunarak, “Yeşil Bursa’mızın düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü KUTLU OLSUN” diyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cansu 2017-09-11 01:28:42

Bazı yerleri okurken duygulandım harika bir yazı olmuş

Avatar
ilker 2017-09-11 08:49:09

ne olcak sendeki bu Bursa aşkı be kardeşim