8-9-10 Ocak 2018’de 103 sanıklı 28 Şubat davasına Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Genel Merkezi’nin daveti üzerine Bursa Şubesi ekibi ile birlikte duruşmaya katıldım. Duruşma salonu tamamen dolu idi. Bir önceki duruşmada savcının 60 sanık hakkında müebbet hapis istemesi sanıklarda panik oluşturmuştu. Çevik Bir ve onunla birlikte hareket edenler ‘Batı Çalışma Grubu (BÇG) var. Bu grup Milli Güvenlik Kurulu kararları doğrultusunda kuruldu. “Bu kurulu rahmetli Necmettin Erbakan Türkiye’de irtica tehlikesi var sözleriyle de desteklemiştir” ifade ve iddiasında bulundular. Tabi inanırsak! Çetin Doğan ve onun takipçileri ise “BÇG bir plan tatbikatıdır. BÇG ile ortaya çıkan belgeler ise taslak çalışmalardır” iddiasında bulundular. Bu grubun Sincan’daki tankları, fişlenen binlerce insanı, devletteki görevlerine son verilip özel sektörde bile çalışmasına müdahale ile açlığa mahkûm edilmek istenen subay ve astsubayları, okulların önünün kesilmesi ile okuma hakları ellerinden alınan öğrencileri, askeri plan tatbikatı ile nasıl izah edecekleri de merak konusu oldu! Bir de ‘BÇG var ama ben bu gruba dâhil değilim’ deyip kendilerinin alt rütbede olduklarını ve yalnızca kararları yayınladıklarını ifade edenler var ki zaten savcı bunların 39 u hakkında beraat talep etti. 28 Şubat dava duruşması İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir ve grubu tarafından süre istendiği için 12, 13, 14, 15, 16 Şubat’a ertelendi.

 Duruşmalarda Çevik Bir ve Çetin Doğan ile onların takipçilerinin ağızlarından düşürmedikleri 28 Şubat davasının FETÖ’nün kumpası olduğu, kendilerinin 28 Şubat sürecinde FETÖ mensuplarına karşı devleti korudukları iddiası idi. Ancak bu iddia dinlenen çoğu tanık tarafından doğrulanmadı. BÇG ile FETÖ arasındaki bağlantıyı ortaya koyan birçok bilgide mahkemede tanıklar tarafından ifade edildi. Bunlardan bazılarını hatırlayalım. Refahyol hükümetinin yıkılması için FETÖ kendi yayın organlarında attığı iftiralarla BÇG’nun emir eri olarak çalıştı. BÇG’nın verdiği brifingler FETÖ’nün yayın organlarında en önemli ve gerekli haberler olarak verildi ve yorumlandı. BÇG’nun kontrolünde kurulan Ecevit hükümeti; dini nitekli saydığı resmi ve özel okullara, dershanelere, eğitim kurullarına yaptığı kısıtlama ve baskıların hiçbirini FETÖ’nün eğitim kurullarına yapmadı. 28 Şubat sürecinde sekiz yıl kesintisiz eğitim ve üniversite girişinde uygulanan ortaöğretim katsayı uygulaması ile İmam Hatip liselerinin önü kesildi. Çocuğunu dini eğitim alıp üniversitede okumasını isteyen veliler planlı bir şekilde FETÖ’nün okullarına yönlendirildi. FETÖ’nün şirketlerine bu dönemde her türlü kolaylık sağlandı. Ancak İslami kimliğe sahip iddiası ile ekonomik kuruluşlar lokantalara kadar fişlendi, her türlü baskı uygulandı. Kısaca 28 Şubat post modern darbesi; Türkiye’yi bir açık hapishane haline getirmek isteyen BÇG ve FETÖ’nün ortak operasyonu olarak tarihteki yerini aldı.

 BÇG ve FETÖ ABD’nin iki koludur. ABD Kontr Gerilla yapılanması ile NATO Ülkelerinde istendiğinde darbe yapabilecek bir gücü çoğu zaman bulundurmuştur. 1980 darbesini haber alan ABD başkanının ‘Darbeyi yapan bizim çocuklar mı?’ dediğinde ‘evet efendim’ ifadeleri tarihe mal olmuştur. 1980 darbeci damar, 28 Şubatta da kendini göstermiş ve Postmodern darbe adını almıştır. Kendisini dünyanın tek hâkimi gören ABD, Refah-Yol hükümetinin icraatlarının Türkiye’nin ABD’ye teslimiyetine darbe vuracağını gördüğü için kendisine sadık TSK mensuplarına darbe yaptırmıştır. Türkiye’de hasta iktidarı başa getirerek, ülkenin sosyal ve ekonomik dengesini bozmuş ekonomiye İMF’den Kemal Derviş’i tayin ettirerek Türkiye’nin ekonomisini tekrar kontrolü altına almıştır. 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi de NATO destekli ABD’nin FETÖ ile Türkiye’yi teslim alma ve bölme hareketidir. TSK içinde Kontr Gerilla yapılanması gibi örgütlenen ABD’nin taşeronu FETO’ya bağlı güçler 15 Temmuz’da sahne almışlardır. ABD tarafından Pensilvanya’da kendisi ve yandaşlarına ordu yapılanması karargâh ve lojman olarak villalar tahsis edilen FETO, ABD’ne satılmış taşerondur. FETÖ mensuplarının Türkiye’de darbeci oldukları bütün bilgi ve belgelerle bilindiği halde, NATO ülkeleri tarafından her türlü desteği almaları, onların da başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinin çocukları olduğunu ortaya koymaktadır. BÇG ve FETÖ mensupları; Türkiye’nin, Anadolu’nun çocukları değildir. Bunların Atatürk’ün de ifade ettiği gibi ‘gaflet, dalalet hatta hiyanet içinde’ oldukları ifadelerinden ve yaptıklarından anlaşılmaktadır. Ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmak için hamle üstüne hamle yaptığı günümüzde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi ‘Görüşlerimiz farklı olabilir ancak milli ve yerli olmak zorundayız.’

BÇG ve FETÖ mensuplarının yargılandığı bu süreçte milletimiz; bir daha 28 Şubat’ların ve 15 Temmuz’ların yaşanmaması, darbeci düşüncelere ibret olması için, gereken cezaların verilmesini beklemektedir. Milli iradenin hâkimiyeti, milletin huzuru, vatanın bütünlüğü için mücadele eden kahramanlara selam olsun…                 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48