Hipnoz ve benzer teknikler, hiç bir objektif temeli olmayan, telkin edilmiş bir takım düşünce ve hisleri nasıl kendimize aitmiş gibi tecrübe edebileceğimizi ispatlar. (Mesela bir hipnozcu, deneğine elinde tuttuğu patatesin ananas olduğunu telkin eder, o da adeta bir ananas yiyormuş gibi hoşlanarak onu yer.)

Mütemadiyen tekrarlar yapan televizyon da Hipnoza benzer bir şey halini alır. Milyonlarca seyirci, bazen hiçbir gerçek temeli olmayan, çoğu kere kendilerine yabancı olan fikirleri kendi fikirleriymiş gibi kabullenirler. Bu, Bazı fikir ve tavırların ısrarlı bir şekilde tekrarlanması yoluyla gerçekleştirilen kitle hipnozudur.

Ancak ve ancak kendimize ait bir düşünce sahibi olabiliyorsak düşünceyi ifade hakkının bir anlamı olabilir.

Demokratik bir ülkede, kişinin bir tür düşünceyi kabullenmesini sağlayan (fiilen empoze eden) iş dünyasının, televizyonun, görsel ve yazılı medyanın etkilerine maruz kalan vatandaşlar ile yalnızca tek bir düşüncenin bırakılıp diğerlerinin yok edildiği ve ulaşmanın imkansız kılındığı bir ülke (TOTALİTER) vatandaşlarını eşitlemek mümkün mü?

Demokrasinin mümeyyiz vasfı olan pluralizm ve farklı düşünme özgürlüğü, bir ferdin yaşayabileceği söz konusu iki farklı hal arasında bir sınır çizer.(Aliya Begoviç)

Standart elbise!

Bu düşünceler çerçevesinde, Türk aydınlarını tahlil ettiğimizde, bütün söylem ve eylemlerinin neden Batı orijinli olduğunun cevabını görebiliyoruz. Bugün kendilerine aydın ve sanatçı denilen zümrelerin kahir ekseriyeti, Şeflik Dönemi ürünü olan, Batı Eğitiminin yoğun etkisi altında kalmış bir eğitim sisteminin meyveleridirler. Onlar, kendilerine verilen patatesleri, muz diye büyük bir iştahla yiyen, etrafta caka atan birer maymuncuklardan farklı değillerdir. Zira eğitim müfredatları ve mevzuatı, Batı tarafından çerçevesi formüle edilmiş bilgi yığınlarıyla doludur. Bir bilim adamının ifadesiyle; Türk milleti için, Batı tarzı bir elbise dikildi, bütün bir millet bu standart elbiseden geçirildi, uymayanların da uzuvlarından kesildi.

Çağdaş ve laik eğitim!

Evet, cumhuriyet ile birlikte Çağdaş ve laik eğitim adı altında, bin yıllık bir kültürü olan bir millete reva görülen muamele, bu tedrisattan geçen köşe bucak noktaları kapan aydınlarca maalesef hala sürdürülmektedir.

Bakınız; bir ferdin ya da toplumun hayatında düşüncelerin serbestçe ifade edilmesinin uzun bir süre boyunca engellenmesi, kişinin/toplumun kendine ait bir düşüncesinin kalmamasıyla neticelenir. İnsanlar, ifade edemeyecekleri, dahası bir yük hatta tehlike teşkil eden düşünce ve duygular geliştirmekten sakınacaklardır.

Netice-i kelam: insanları düşünceleri olmaksızın tasavvur etmek mümkündür. Onların bu halde ne kadar insan oldukları da bir başka sorundur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48