Bugün çevremize baktığımızda, küçücük bir sürü İslami devletçikler görürüz. Mesele sadece çok sayıda devletçiğe bölünmek değil, mesele bölündükçe birbirlerinden uzaklaşmaları ve kopmalarıdır. Ve hatta birbirine düşman bir politika takip etmeleridir. Hemen hemen tümü batının sömürüsünü, müstemlekesi olmayı ve onların pazarı olmayı gönülden üstlenmeleridir. Bunların tümü de "demokrasi" dışı, şahıs ve hanedan aileler tarafından, halka rağmen istibdat bir idare ile yönetilmeleridir. Bir bakıma, "ben saltanatın keyfini yaşayayım da gerisi halk, sefil, fakir ve hakir bir hayat sürmüş bana ne!". "Bana izzet , ihtişam ve saltanet; halka zillet, sefalet ve mihnet", anlayışı ile keyfe ma yeşa bir hayat sürdürmekte bir beis görmüyorlar.

Bana göre, bu zihniyet, yaptıklarıyla, halkta, kin ve garaz depolatıyorlar; bu da ilerde bir grizu patlamasına yol açacağı kesindir. Bakalım bu Grizu Patlaması ne zaman olacak.

Bakınız merhum Akif, bu zihniyeti nasıl deşifre ediyor, ona kulak verelim:

“Müslüman olanlar, hani, ‘an samîmi’l-kalb Müslüman olanlar iyi bilmelidirler ki: bu tefrika, bu kavmiyet çıkmaz yoldur. Din bununla beraber gidemez; Müslümanlık bu suretle yaşayamaz. Sonra, din hakkında şöyle böyle diyenler, ufak tefek şüphe taşıyanlar da iyice zihinlerine yerleştirmelidir ki: yine bu siyasetle bu memleket yürümez. Buna artık hatime verilmelidir.

Cenab-ı Hak (Ayrılığa düşmeyin) buyuruyor; tefrikaya düşmeyin, fırkalara ayrılmayın, diyor.

—İyi ama bütün milletlerde birçok fırkalar var. (Örneğin Avrupa ve Amerikan Birleşik Devletleri gibi) Dünyaları da pek iyi gidiyor. Terakkî edip duruyorlar. Bu fırkalar hiç de onların izmihlâline sebep olmuyor…

Evet, lâkin onlar “Fırka”yı “tefrika” manâsında telakkî etmiyorlar. Onların fırka hayatını size –lâ teşbih- şöyle temsil edeyim: Tıpkı bizdeki mezahib gibi. Ben Hanefîyim, sen Şafiîsin. Sana i’tiraz ediyor muyum? İkimiz de aynı Hâlık’a ibadet ediyoruz. İkimizin de Kur’an-ımız, Peygamberimiz aynı… İşte onlar yekdiğerine karşı bu nazarla bakıyorlar. Bizde ise böyle mi? Heyhat! Fırkacılık tefrikacılık karar kılıyor. Birbirimize düşman kesiliyoruz. Diş biliyoruz. Her fırka diğer fırkayı, kavmi ya da ırkı vatanın düşmanı tanıyor, o nazarla bakıyor. Maksad memleketin selâmetidir; filan fırka selâmeti şu yoldan harekette görmüş; bizim fırka da bu taraftan gitmekte, demiyor. İşte bu tefrikalar, hep o yüzden oldu. Nihayet memleket uçurumun, helâk uçurumunun ta kenarına kadar geldi. Yuvarlanmasına pek cüz’î bir şey kaldı. Şu son nefeste olsun aklımızı başımıza almazsak, yine böyle gidersek –maazallah- ümidleri bitecek.

Akif, Batı' daki bölünmeyi adeta hizmette bir yarış gibi değerlendiriyor. Mükemmel bir ordunun Hava, Kara, Deniz, Jandarma...vs gibi ana hedefte birbirine destek olup, mükemmel bir yapı oluşturmasına dikkat çekiyor.

Yıl 2018. Bakınız bütün gayr-müslim ülkeler (istisna elbette vardır) dış politikalarında özellikle Müslüman ülkelere karşı nasıl bir strateji ve siyaset yürütüyorlar. Akif'in iddiasını nasıl teyit ediyorlar, değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48