“İçi reform ruhu ile dolu bir liderin, muhtemelen başka türlü varılamayacak olan bir amaca ulaştıracak her tür çareyi kullanması meşrudur.” Medeni olmayan toplumları idarede istibdat, meşru bir hükümet tarzıdır. Yeter ki amaç onların islahı olsun ve kullanılan araçlar bu amaçla kullanılmış olsun. Bir prensip olarak özgürlüğün insanların serbest ve özgür tartışma ile düzelebilir hale gelmelerinden önceki herhangi bir durumda uygulanmasına imkân yoktur. O zamana kadar onlar için ( şayet böyle birini bulacak kadar şansları varsa)bir Ekber’e, bir Charlemagne’a mutlak surette itaatten başka yapacak başka bir şey yoktur. “ (Stuart Mill. On Liberty)

Yukarıdaki cümleler, İngiltere’nin ön gelen düşünürlerinden Mill’in “Hürriyet” ile ilgili kitabında ifade ettiği düşüncelerinden bir alıntıdır. Bu düşünce, Batı dünyasının neredeyse tamamı tarafından benimsenen ve kendi dışındaki husussan Müslüman ülkeler ve Afrika ülkeler için bugüne kadar uygulanan bir “işgal etme nedeni, zora başvurma nedeni” olarak kullanılagelmiştir.

Daha yakın tarihte, ABD, Irak’a bombalar yağdırırken “demokrasi” getireceğim vaadiyle, ülkede neredeyse taş üzerine taş bırakmamıştı. Sivil, çoluk-çocuk, genç, yaşlı demeden üzerlerine bombalar yağdırmıştı ve bunu dünyaya naklen TV’lerde canlı iletmişlerdi. Bugünlerde de aynı senaryo Suriye için de sahneleniyor. Dünyanın en barbar ve vahşi devletleri, ağızlarına pelesenk ettikleri “demokrasi ve insan hakları” sakızını çiğneye çiğneye, her türlü vahşeti, dehşeti, zorbalığı  ve barbarlığı alenen işliyorlar.

Burada önemli olan, bu vahşeti işleyen Batı dünyasının kendisini, dünya milletleri içerisinde konumlandırdıkları yerdir. Bir başka ifadeyle; Batı “demokrasi ve insan haklarını” tekelinde  bulunduruyor., patentini elinde tutuyor ve bir damga gibi, beğendiğine vuruyor, beğenmediğini de bundan (demokrasi) mahrum ederek hayat hakkı tanımıyor.

BATI VAHŞETİ!

Dünya beşer tarihine bir nazar ettiğimizde:

“Son 5bin 600 yılda, 14 bin 361 savaş meydana geldi. Bu savaşlarda 3 buçuk milyardan fazla insan öldü.  Son 5bin 600 yılın sadece 292 yılı barışla geçti. (bu istatistiki bilgiler 2000 yılı öncesine aittir.)

Bu savaşların hemen hemen tümü (istisnai olanlar da vardır) batı kaynaklı savaşlardır.  huzur ve rahatı sağlamak adına yapılmıştır. Bilhassa son yüzyıldaki savaşların tümünün bahanesi “demokrasi ve insan hakları nedeniyle yapılmıştır. Demokrasi damgası vurularak, ülkeler “hâk ile yeksan edilmiştir”. Taş üzerine taş; baş üzerine baş bırakılmamıştır. Bu niyetle batı, girdiği hiçbir yerden bir daha da çıkmamıştır. Adeta o ülkelerin yaşam ve servet kaynaklarını emerek, birer canlı enkaz haline getirmişlerdir. Bu anlayış, batı dünyasının tüm kurumlarında hâkim bir anlayıştır.  Yegane haklılığını da gücünden almaktadır. Adaleti gücünün tahtında ve tekelinde bulundurmaktadır.

Yine uzmanların yaptığı bir çalışmada şu çarpıcı ifadeler batının niyetini ortaya koymaktadır;

“Savaşlara harcanan parayla dünyanın çevresini saracak 10 metre yükseklikte, 156 metre genişlikte “altından bir duvar”  yapılabilirdi.

SONUÇ; Batının elinden “demokrasi ve insan hakları “ mührünü almanın vakti gelmiştir; birisinin bunun BM’de ilan etmesini ve bu görevi üstlenmesini dünyamız bekliyor. Evet, domino etkisini yapacak küçük bir hareketi ve bir kelebeğin kanat çırpışından oluşacak bir tsunamiyi hissediyorum, haydi hayırlısı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner41

banner38

banner48