Hristiyan aleminin içine düştüğü girdap fena bir şekilde müsebbiplerini içine çekip garkediyor. Bediüzzaman'ın ifadesiyle;

"Dünya, büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri  sarsılan garp (batı) cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslam cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslam cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı?"

Üstad'ın ifadesiyle Batıdan yayılan ve İnsanoğlunun karşı karşıya kaldığı felekete bir bakalım ki, bu memlekette hala sosyal ve toplumsal yaşamımıza batıyı referans gösterenler, bizi nasıl bir tefessühe ve çöküntüye götürmeye kalkıştıkları daha net anlaşılsın.

Meselâ; Brezilya'daki fahişelik meselesini ele alalım. Bir gurup araştırmacı tarafından OUN için hazırlanan, "Uluslararası İnsan Hakları Fedarasyonu"na ait bir rapora göre, Brezilya'da hayatlarını fuhuştan kazanan 7 milyon civarında küçük kız (8-12 yaş arası) var.  Dorado bölgesinde 1200'den fazla umumhane bulunuyor. Polis, yakınlarda, 10 yaşın altındaki küçük kızların çalıştırılması sebebiyle bunların 400'ünü kapatmış. Recif şehrinde (nüfusu 2 milyon civarında) 90.000 'den fazla fahişe bulunduğu (resmi makamlara göre; gerçek sayının ise çok daha büyük olduğuna inanılıyor) tahmin ediliyor. Bunların hepsi de zührevi hastalıklara yakalanmış durumda. Brezilya Sağlık Bakanlığı'nın bir raporuna göre, yaklaşık 6 milyon Brezilyalı cinsi ilişkiyle geçen hastalıklara yakalanmış durumda. Bunların 200.000'i kronik frengi hastaları. Bu hastalık şimdilerde geometrik bir biçimde katlanarak yayılıyor.

Film yönetmeni Glauber Roca şöyle diyor: " Fakir ailenin kızları çabucak fuhuş dünyasına giriyorlar.  Ebeveynleri onları satıyor, efendileri (sahipleri) onlara tecavüz ediyor ve pezevenkler de para yığmak için onları çalıştırıyor. Ardından da bu kızlar, verem, açlık, bıçaklama, vurulma ve zührevi hastalıklar sebebiyle genç yaşta ölüyorlar.  Henüz 11-12 yaşlarındayken ilk çocuklarını doğuruyor ve bunları klise ya da yetimhanenin kapısına, caddelere ya da çöplüklere bırakıp gidiyorlar. Bir kısmı ise çocuklarını öldürüyor ve - halkın adetlerine göre cenazede dağıtılan küçük bozuk paralardan biraz toplayabilmek için- onların talihsiz bir kaza neticesinde öldüklerini ileri sürüyorlar." (Özgürlüğe kaçışım. Aliya)

Kayıtsız şartsız Batıya özenen mimsiz aydınlarımıza Aliya'nın bu sözleri kulaklarına küpe olsun. Unutmayalım ki; "Her millet kendi kökleri üzerinde yaşar."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48