MÜSLÜMAN namazı ve ibadeti esnasında yöneldiği mekanında temayüz etmesi gerekir. Bu yöneliş Müslümanın diğerlerinden şuur bakımından ayrılarak, mümtaz bir vasıf kazanmasını temin eder.

İç düşünce ve duygularımızın bir nevi ifadesi olan dış kıyafetlerde, Müslümanın başkalarına benzememesi, buradan gelmektedir. Başkalarına benzememe yasağı, duygu ve hareketleri de içerir. Bu, taassup veya şekilciliğe mücerret bağlılık değildir. Fakat şekil ve görünümün gerisinde derin bir görüşten ve gizlenmiş sebeplere bakıştan ibarettir. İşte; milletleri birbirinden, düşünceleri birbirinden, bir tasavvuru diğerinden, bir vicdanı öbüründen, bir ahlak anlayışını başkasından, bütün hayat yönelişlerini birbirinden ayıran sebepler bunlardır.

“Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya eğilip büküldüğü gibi, siz de bana eğilip bükülmeyin. Ben bir kulum. Ve bana Allah’ın kulu ve Resulü deyiniz. (H.Ş. Buhari)cemler gibi ayağa kalmayınız. Onlar birbirlerini tâzim ediyorlardı.” (H.Ş. Ebu Davud)

Dış görünüş ve kıyafette benzememek.  Hareket ve gidişatta benzememek. Söz ve edep yönünden benzememek… Zira bütün bunların gerisinde bir tasavvuru diğerinden, bir hayat sistemini öbüründen, bir cemaati ötekinden temayüz ettiren bir gizli duygu vardır.

Sonra burada Allah’tan başkasından ve bu ümmetin yeryüzünde tahakkuk ettirmesi için gönderilen İlahi nizamdan başka telakkilerden ve diğer topluluklara karşı dahili hezimetten nehiy vardır. Başkalarına karşı iç hezimete uğrandığı takdirde, ancak taklit duygusu başlar. Müslümanlar, insanlıkâleminin liderlik mevkiini elinde bulundurmak için kaim olmuşlardır. İtikatta olduğu gibi diğer ameli yaşam hususunda da mürebbileri ve muallimleri de Hz. Muhammed’dir (asm).

KERTENKELE DELİĞİNE GİRMEK

Müslümanlar hem en üstün, hem de vasat bir millettir. Ve bu ümmet, yeryüzünde, insanlar için meydana çıkarılan en hayırlı bir ümmettir. Öyleyse Müslümanlar, düşünce ve metotlarını hangi kaynaktan almalıdırlar? Adet ve nizamlarını nereden öğreneceklerdir? Bunları şayet Allah’ın nizamından almazlarsa, dönüp dolaşıp yukarıda Aliya’nın portresini sunduğu aşağılık kimselerden almak mecburiyetinde kalacaklardır.  Sonra da onlara benzeyecek, onlar gibi düşünecek, onlar gibi davranacak ve nihayet onlar gibi hayat süreceklerdir. Bu takdirde bunlara artık Müslüman denilir mi?

Bu tuzağa düşen Müslümanları Hz. Peygamber şöyle ikaz ediyor:

“ Hiç şüphe yoktur ki sizler de sizlerden evvelki ümmetlerin tutmuş olduğu yolu tutacaksınız. Onların izini karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz. Bu uysallıkta o kadar ifrata varacaksınız ki, onlar bir kertenkele deliğine girmiş olsalar siz de arkalarından gireceksiniz.”

Bu nedenle kültür bir milletin ana omurgasıdır. O yok olduğu zaman, o millette tarih sahnesinden silinir. Bugün kendi kültüründen uzaklaşmış, batı kültürünü hayat biçimi yapmış kimseler, ne kadar sendendir? Ve seni ne kadar temsil ediyor? Etrafımıza baktığımızda bunun pek çok örneklerini görürüz. Ne acıdır ki, bu millet en büyük düşmanlığı işte bu mankurtlardan görüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48