Kardeş ülke Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği uluslararası bir kongreye davetliydik. Öncellikle bizi bu kongreye davet eden Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Rektörü sayın Prof. Dr. Adalet Muradov’a ve bu üniversite bünyesinde hizmet veren kıymetli hocam Prof. Dr. Turan Yazgan’ın emaneti olan Türk Dünyası İşletme Fakültesi Dekanı değerli arkadaşım Doç. Dr. Ferruh Tuzcuoğlu ve çalışma arkadaşlarına can-ı gönülden teşekkür ederim. Gerçekten bizi çok güzel ağırladılar. Unutulmaz anılarla bizleri yolcu ettiler.

Kongreye çok sayıda yabancı bilim adamı davet edilmişti. Ama en öne çıkan ve devlet nezdinde yüksek itibar gören kişi kuşkusuz medar-ı iftiharımız Prof. Dr. Aziz Sancar hoca idi.  Hoca ülkede en üst düzeyde karşılanıyor ve kendisiyle fotoğraf çekmek için adeta insanlar birbirini eziyordu. Önemli yerlerde ve televizyon ekranlarında hoca ile ilgili haber ve resimlere rastlamak mümkündü. Yapılan konuşmalarda ve takdimlerde hoca adeta Türk Dünyasına yeni ruh aşılayan kişi olarak ifade ediliyordu. Kimisi hocayı Türk tarihinin önemli liderlerinden biri olan Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’e kimi ise hocayı diriliş ruhu aşılayan Ertuğrul beye benzetiyordu. Ama hoca asla mütevazılığından ödün vermiyordu, sadece gülümsüyordu.

Prof. Dr. Aziz Sancar her haliyle bilim adamı olduğunu gösteriyor. Hoca doğduğu toprakları ve kendisine doğrudan veya dolaylı emek verenleri asla unutmayan vefakâr ve vatansever bir insan. Yaptığı sunumda öncellikle Osmanlı imparatorluğunun bilim ve medeniyete katkısını ifade etti ve bu hususu gittiği her yerde dile getirdiğini ifade etti. Kendisini yetiştiren hocalarından kimisinin fotoğrafının göstererek, kiminin adını zikrederek teşekkür etti. En büyük teşekkürü de Mustafa Kemal ATATÜRK’e yaptı. Kendisinin Mardin Savur ilçesinde orta gelirli bir çiftçi ailenin sekiz çocuğundan yedincisi olarak dünyaya geldiği, ancak ATATÜRK’ün kurduğu sistem sayesinde devlet imkânlarıyla çok güzel eğitim aldığı ve bu eğitim sayesinde bugün buralarda olduğunu söyledi.

Aziz Hoca’ya göre, vatanseverlik demogojiden değil, konkret(somut) işten geçer. Yani, Ziya Paşanın dediği gibi, ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde… Vatansever olduğunu söyledi ve bunu her fırsata ve heryerde dile getirdiğini ifade etti. Bu arada elbisesine dikkat ettim yakasında Türk Bayrağı rozeti ve kravatında Osmanlının tuğrası vardı. Türkiye’nin dünyada pek tanınmadığı bu neden biz yaptıklarımızla Türkiye’yi tanıtmak zorunda olduğumuzu belirterek Türkiye’nin ve Türk dünyasının artık bilime ciddi katkı yapmanın zamanı geldiğini hatırlattı. Bir anekdot olarak da ABD asılı hanımın Osmanlı İmparatorluğunu hiç duymadığı, evlilik sonrası merak ettiği ve bugün bir Türk hayrını olduğunu söylediler. Hoca uyarıda da bulundu. Vatansever olmak yabancılarla işbirliği yapılmayacağı anlamına gelmez. Kendisini bugüne gelmesini sağlayan en önemli katkı İstanbul tıp Fakültesi okurken Nazi zulmünden kaçarak İstanbul’a gelen Yahudi asılı Alman bilim adamları sağladıklarını ifade etti. Dünyada Yahudi nüfusunun çok az olmasına karşın Nobel Ödülü alanlarının sayısının çokluğundan ders çıkarmamız gerektiği belirtiler.

Aziz Hoca vatansever olduğunu yaptıklarıyla ortaya koymuştur. Hoca ABD’ye gelen Türk öğrencilerine yardım etmek ve Türk – Amerikan ilişkilerini geliştirmek amacıyla Aziz & Gwen Sancar Vakfı kurmuştur. Vakfın Kuzey Carolina eyaletinde ‘Carolina Türk Evi’ isimli öğrenci misafirhanesi bulunmaktadır. Hoca aldığı Nobel ödülünün bir kısmını da bu Vakfa bağışlamıştır. Tabi bu arada bilim insanı kıymetli eşleri Pror. Dr. GwenBoles Sancar’ın bu vakfa ciddi katkılar sağladığını da belirtmeden geçmemek lazım. Ayrıca üniversitedeki çalışma laboratuvarında çok sayıda genç Türk bilim insanı çalışmaktadır.

Hocanın hayatı laboratuvarında geçiyor. Fuzuli şeylerle uğraşmıyor. Gerçek bir bilim insanı.  Asla idarecilik yapmamış ve siyasetle uğraşmamış. Kendi ifadesiyle; “Nobel aldıktan sonra araştırma yapmak çok zor çünkü çok istek oluyor fakat ben her isteğe 'Evet' demedim, fuzuli işlerle uğraşmadım, çalışmalarıma devam ettim…”  Azerbaycan’dan davet gelince bu durum farklı demiş hemen atlayıp gelivermiş. Türk Dünyasının yeni heyecana ihtiyacı var, belki katkım olur diye düşünmüş… Hoca prensipli bir insan. Çalışma saati ile istirahat vakti beli… Bu konuda taviz yok. Nobel ödülü için kendisi aranıyor. Ama saat farkından dolayı erken bir saate denk geliyor. Telefonu açan eşinin ilk tepkisi hocanın istirahat zamanıdır, uyandıramam… Bu arada hoca bilim adamının eş seçimi konusuna değinmeden geçmiyor. Hocaya göre bilimsel başarı için her şeyden önce eşinin kendisini anlaması, bilimsel çalışmaların ne kadar zor olduğunu bilmesi ve buna göre davranması gerekir. Bilim adamının sosyal hayatının pek olmadığı bu da ilişkiler üzerinde yıpratıcı olduğunu ifade ettiler.  Ama bu konuda şanslı olduğu, eşinin de kendisi gibi bilim insanı olduğu için kendisi çok iyi anladığını ifade ettiler.

Aziz Hoca inançlı birisidir. Bakü Türk Büyükelçiliğinde gençlerle görüşmesinde bir öğrencinin din ve bilim arasındaki ilişkiye dair sorduğu soruya cevabı "Ben Müslümanım ve Müslüman olduğumu her yerde söylüyorum. Müslümanlığımla övünüyorum. Türkiye'deki evrim tartışmaları beni çok üzdü. Türkiye'nin çok sorunu var. Ben Allah'a inanıyorum. İsteyen evrime inanır, isteyen inanmaz fakat bunu kalkıp büyük devlet, millet sorunu yapıp kavga ederek bütün enerjimizi boşa harcıyoruz" şeklinde olmuştur.

 Üniversitedeki konuşmasında da muhafazakâr ama eğitime önem veren ve geleciği gören bir ailenin çocuğu olduğu ifade ettiler.

Aziz Hoca’nın Nobel Ödülü tesadüfî değil. Sancar hocanın çalışmalarında bir istikrar var. Birçok ödül almış ve almaya da devam edeceği görülmektedir. Aldığı her ödül kendisinde rehavet değil daha fazla çalışmaya neden olmuş. Hoca ciddi bir çalışmasını da açıkladı… Sigara içmenin DNA’ya verdiği zararı yüksek çözünürlüklü bir harita ile göstermeyi başardıklarını ifade ettiler. Hoca ifadesiyle:

“Nobel aldıktan sonra araştırma yapmak çok zor çünkü çok istek oluyor fakat ben her isteğe 'Evet' demedim, fuzuli işlerle uğraşmadım, çalışmalarıma devam ettim ve bu önemli araştırma ortaya çıktı. Sigaranın zararlı olduğu yıllardır söyleniyor. Çok insanımız sigara içiyor. Kanser kaynaklı ölümlerin yüzde 30'u sigaradan oluyor. Bizim araştırmamızda ulaştığımız sonuç şu: İnsan genomunda 6 milyar ünite var. Sigaranın tüm bu 6 milyar ünitede oluşturduğu zararın haritasını çıkardık. İnşallah bunu görünce insanlarımız korkar ve sigarayı bırakır.”

Sonuç olarak Prof. Dr. Aziz Sancar birkaç satırla anlatmak mümkün değil. Bu yazıyla ‘eğer bu millet bir Aziz Sancar çıkartmışsa daha çok Aziz Sancar’ı çıkarabilir’  düşüncesiyle yazdım. Bu konuda çok ümitliyim. İstikbalde en gür sadanın islamiyetin sadası olacağına da şüphem yok. Tek cümleyle özetlersem Prof. Dr. Aziz Sancar, Bu topraklarda yetişen, bu toprağın mümtaz özelliklerini şahsiyetinde taşıyan, geçmişini unutmayan ama geleceğe odaklanmış, mütevazı, vefakâr, değerleriyle barışık ve haz alan,  ilkeli, çalışkan, azimli, vatansever ve inançlı gerçek bir bilim insanıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner38