Avrupa’da gurbetçilerin var olduğundan beri, Alman okullarında, iş yerlerinde veya sokaklarda Türk ve İslam düşmanlığı eksilmezdi. Son zamanlarda ise daha sık görülmeye başlandı. Mesela bazı öğretmenlerin Müslüman öğrencilerin notlarını bilerek kırmasından tutun, sınıf içerisinde rencide etmesine kadar gidiyor. Hatta okul yönetmenliklerinde bazı kurallar ile Müslüman öğrencilere gösterilen açıkça bir düşmanlık sergileniyor. Bu düşmanlıklar, Almanya siyasetinin bir ürünü olarak karşımıza çıkmakta. Geçen yıllardan beri, daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin iktidarından beri, alıp başını gitmiş bir karalama olduğunu açıkça görüyoruz. Türkiye’nin kalkınmasını istemedikleri ve daima bunlara muhtaç kalmamızı istedikleri için bütün çaba. Böylelikle her dediklerini yerine getirmemizi istiyorlar. Açıkçası, asırlardır bu böyle olmadı mı zaten? Tüm Avrupa’nın ağız birliği ile 15 Temmuz’dan sonra yaptıkları bu propaganda saldırıları, öğretmenlerini, polislerini, siyasilerini ve halkın kendisini ileri derecede Türkiye düşmanı yapmıştır.

Aşağıda, son zamanlarda okul ve kamuoyunda görülen ve sadece Müslüman veya Türk oldukları için yapılan haksızlıkları sıralamak istiyorum.

Eğitim kurumlarında domuz eti:

Müslüman derneklerin ve velilerin girişimi ile Almanya’nın birçok kantinlerinde, çocuk yuvalarında ve okullarda, yiyecek olarak domuz etini menüden günden güne komple kaldırılmakta idi. Gayrimüslimler illa ki domuz etini yemeleri gerekmiyor hatta çoğu tavuk, sığır veya kuzu tercih ettiklerini biliyoruz. Bu karar ile kesin kaybedilmiş olan Müslüman kesimini de müşteri olarak kazanmalarını sağlıyordu. Zira hangi eğitim kurumunda olursa olsun Müslüman öğrencilerin mevcut olduğundan dolayı bu karar elbette ki isabetli bir karar olmuştur. Müslümanları sevindiren bu uygulama ise muhakkak ki birilerinin hoşuna gitmeyeceğini de tahmin ediyorduk. Nitekim de öyle oldu. Hristiyan Demokrat Partili (CDU) yetkilisi Daniel Günther, “Bu uygulamayı çok yanlış buluyoruz. Sağlıklı beslenmeye önem veriyoruz. Kültürümüzde domuz eti yemenin de bir yeri vardır” diyerek ortalığı bir birine katmayı başardılar. Neticede karara bağlanan uygulamada ise, domuz eti, tekrar eğitim kurumlarına geri dönmüştür. Burada istediği kadar, alman kültürüdür, şudur-budur diyebilirler. İşin gerçeği, satılmayan domuz etini geri getirmekle, Müslümanlara adeta “Biz size boyun eğmeyeceğiz” demekten başka bir şey değildir.

Alman okullarında İslam dersi:

Birkaç yıldır, yaklaşık 20 yıl bir çabadan sonra, ‘alman okullarında İslam dersi’ nihayet bir sonuç verdi. (Buna ciddi anlamda ilk başvuran komisyonun kurucularından olmam ayrıca sevindiricidir.) Yavaş yavaş ilerleme kaydedilen bu uygulama, Almanya’nın birçok okullarında deneme olarak başlamış durumda. Uygulamaya getirilen bazı kurallar nedeni ile tam hayata geçmiş bir uygulama değil.

Yeni kurulan ve ırkçı partisi (AFD) Genel başkan yardımcısı Alexander Gauland, partisinin son bölge seçimlerinde beklenmedik başarılar alması sonucu seslerini git gide yükselten kişidir. Her fırsatta Türk ve İslam düşmanlığını açıkça ifade eden Gauland verdiği bir röportaj ‘da, “İslam dersine izin vermek delilikten başka bir şey değildir. Hristiyanların kiliseye gün geçtikçe sırtını çevirdiği bu dönemlerde, terörist dini olan İslamiyet’i okullarımızda ders olarak vermek, terörist yetiştirmekten başka bir şey değildir” diye bas bas bağırıyor.  Bakalım kurusıkı mı sıktı yoksa böyle bir şeye girişecekler mi?

Müslüman Gençlerin namaz kılmaları:

2014 senesinde Hamburg’da bir okulda, teneffüste bir araya toplanıp, okul binasına uzak olan ama yine de okula ait arazi de cemaatle namaz kılan Müslüman öğrenciler, Hamburg eyaleti Milli Eğitim Bakanlığınca, okuldan atılmakla tehdit edildi.  Hazır bu olayı fırsat bilen Hamburg Milli Eğitim yetkilileri, “dine dayalı sebepler ile yüzme dersine katılmayan Müslüman kızlar ya o derse katılacaklar ya da para cezasına çarptırılıp okuldan atılmaya kadar gidilecektir” diye ilave ettiler. Eskiden bu gibi olayları veliler kolaylıkla öğretmenlerle hal edebiliyorken artık bu konularda iyice anlayışsız olunmaya başlanıldı. Son senelerde birçok kez mahkemelik olan Müslüman kızlar para cezaları ödemişlerdir.

Tokalaşmamak kabul edilemez:

Hamburg’da bir öğrenci yüksek lise sınavlarını kazandıktan sonra tebrik için sınıf öğretmeni olan bir bayan ile tokalaşmayı ret etti. Eli yerine, öğretmeni yanlış anlamasın diye, bileğini tokalaşmak üzere uzattı. Lakin hemen öğretmeni ile konuşmak isteyip, tokalaşmamak ile saygısızlık yapmak istemediğini asıl sebebinin dini sebeplerden dolayı böyle yaptığını dile getirdi. Buna rağmen, okulun bazı öğretmenleri bu sebebi kabul etmeyip öğrencinin diploma töreninden men edilmesini istediler. Okulun müdürü “öğrencinin yapmış olduğu bir saygısızlık olmasına rağmen böyle bir cezayı doğru bulmuyorum. Öğrenci ile görüşmeler yaptık ve bu davranışını cezasız kalmayacağını söyledik, daha cezası gelecek” dedi. Bayanlara el verilir verilmez ayrı bir mesele. Lakin asırlardır tokalaşmama durumu Almanya’da mevcut ve bilindik bir şey. Kim oluyorsun da tokalaşmayı mecbur edeceksin. Aslında almanlar bunu çok iyi bilmekteler. Birçoğu da artık bu meseleyi olduğu gibi kabul etmek zorunda kaldılar. Bu olayı bu kadar büyütmenin ne anlamı var? Ayrıca keyif benim değil mi? Buna kim karışabilir?  Yahudilerin din adamları da bunu yapmıyorlar, onlarda mesele olmayan Müslümanlarda olabiliyor işte.

Okul derslerinde Türkiye siyaseti:

Son günlerde, özellikle 15 Temmuz’dan sonra okullarda politika ve siyaset dersi olmadığı halde Türkiye siyaseti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında konuşulup tartışılıyor. Türkiye’yi, Darbeyi, Erdoğan’ı, Türkiye’de fikir özgürlüğünün olmaması, basın hürriyetinin kısıtlanması gibi konular işlenerek, sınıfta bulunan Türk öğrencileri rencide edilmeye çalışılıyor. Tabii ki milli duygular besleyen öğrenciler bu durumu kabul etmeyip ellerinden geldiği kadar karşı çıkarak velilerine haber ediyorlar. Sağduyulu veliler ise bu durumu şikâyet etmelerine rağmen, maalesef engel olunamıyor ve bu durum devam etmekte. Türk aileler, bu gibi rencidelere karşı çocukların okul değişikliğine gidiyorlar. Yani başka okullara yazdırıyorlar. Bizlerde yazılarımız ile bu gibi konulara tepkilerimizi gösterip duyurmaya çalışıyoruz. Yazımın başında da belirttiğim gibi, okul ve iş yerinde düşmanlık iyice arttı. Resmen bir algı operasyonuna giren Almanya hükümeti, elindekilerini kaybetmemek ülkesi içinde yaşayanların beyinlerini yıkamak için ellerinden geleni yapmaktalar.

Türkçe dersinin kaldırılması:

Almanya’da, Almanca dilinden sonra en çok konuşulan dil Türkçedir. 20 yıl önce Hamburg üniversitelerinde Türkçe öğretmenliği öğretiliyordu. Lakin artık okutulmamaktadır. Almanya’nın her okulunda her sınıfında illa ki Türk öğrenci bulunmasına rağmen ve sadece Hamburg’da 30 okul olmak üzere Türkçe dersi verilmekte idi.

Alınan bu karar sadece biz Türkleri üzmekle kalmamış uzmanların bile sebebini tam olarak anlayamadığını görüyoruz.  Yüksek lise okullarında 2 yabancı dil bilmek zorunlu tutulduğu eğitim sisteminde, öğrenciler ana dili olan Almancanın yanı sıra İngilizce ve seçme olarak Fransızca veya Almanya’da ölü bir dil olan Latinceyi öğrenmeliler. Türk öğrencileri bu konuda haksızlığa uğramaktadırlar. Çünkü Almanca dili onlar için yabancı dil olarak sayılmıyor. Yani aynı okul sisteminde alman öğrenciler 2 yabancı dil bilmek gerekirken Türkler ise otomatik olarak 3 dil bilmek zorunda bırakılıyor. Türkçe öğretmenliğini kaldıran yetkililer bir açıklamalarında, ilgi duyan çok az diye bahane uydurmalarına karşın, uzmanlar tam aksine git gide ilgi artıyor demişlerdir. İşte tam bu nokta da 2 art niyet görmekteyim. 1. İlgi artıyor demek, Türkçe konuşanlar git gide artıyor ve artacak demektir. Bundan zaten rahatsız olunuyor. 2. Yüksek lise okuyan Türk öğrencilerin, bu dersleri seçmekle daha iyi not ortalamaları ile yüksek liseyi bitirebilme oranı yükselecektir. O zaman ne olacak? Türkler, daha yüksek ve seviyeli meslek sahibi olma imkânına sahip olacaklar. Bu da Almanların şansı azalması demektir. Gayet açık!

Başörtülü iş başvurusu yapamazsın:

Stuttgart kentinde başörtülü olduğu gerekçesiyle bir Türk’ün iş başvurusunu reddederek ‘eşit muamele yasasına’ aykırı davranan dış hekimi hakkında dava açılacak.

Dış hekimi ise bu başvuruyu şu sözleri ile reddetti: “Biz başörtülüleri çalıştırmıyoruz. Adayların bu hoşgörüyü nasıl düşünebildiklerini de anlamıyoruz”. Diş hekimi hakkında Stuttgart iş Mahkemesi'nde dava açılacak. Dış hekiminin bu sözleri iş başvurusunda bulunan adaya elektronik posta ile gönderen mektup sosyal medyada dağıtılınca çok müşteri kaybetti. Bunun ardından bir özür mektubu yayınlayan dış hekiminin özrü kabahatinden de daha büyük oldu: “Muayenehanelerde temizlik açısından başörtülü çalışanlara izin verilip verilmeyeceği konusunun da düşünülmesi gerekir”.

Almanya gibi ülkede nicedir “Kılık kıyafetimle hangi mesleği yapabilirim”,  düşüncesine girilmiştir. Zikrettiğimiz bu dava gibi nice olaylara yakinen şahit oluyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner48