Kendisini dünyanın yegane kovboyu gibi gören, kendi kanununu ve kurallarını dünyaya zorla dayatan, hatta ve hatta koyduğu kuralları yine kendisi ihlal eden ve an be an değiştiren, istediği gibi yorumlayan ve BM, NATO, AB, Güvenlik Konseyi..vs beynelmilel örgütleri birer maşa gibi kullanan, adeta vicdanları patlatacak derecede zorlayan “keyfe mayeşa” hareketleriyle dünyayı tehdit eden ABD’nin “sekerat” nöbetlerine tutulduğunu bugünlerde müşahede ediyoruz.

Tabii ki, ABD’nin, bu akıl ve vicdan dışı zulüm ve baskıcı hareketlerinin bir ilahi ceza ile sonuçlanacağına Müslümanların büyük bir kanaati vardır. Dolayısıyla, burada net olmayan husus Amerika’nın eninde sonunda İlahi bir cezaya çarptırılacağı değil; acaba o devre-i felaketin ne zaman gelip çatacağıdır?

Gelin bu merakaver soruya Akif’in “Kır Serdarının rüyası” ile cevap verelim:

Kır Serdarı

“Kır Serdarının biri karışık bir rüya görmüş. Gecelediği yerde köy odası imiş. Sabahleyin uyanmış, ocak başında tabanlarını kızdıran köy kodamanlarına, “içinizde düş yoracak adam var mı? Demiş. Onlar da Halil Emmi’yi sağlık vermişler.

-Habakalım Halil Emmi, şu benim düşümü yoruver.

-Hayırdır inşallah.

-Rabbim hayırlar versin. Bu gece altıma bir hayvan çektiler, bindim. Lakin ne idi bilmiyorum. At mı desem, eşek mi desem, katır mı desem… Sürdüm gittim, vakıa bir yerlerden geçtim. Ama farkında değilim: Tarla mı desem, çayır mı desem, bağ mı desem, bahçe mi desem… Derken karşıma üç kişi çıktı. Bunlar kimdi? Pek tanıyamadım: Bildik mi desem, yabancı mı desem, hayırlı mı desem, hayırsız mı desem, dost mu desem, düşman mı desem… Uzaktan bir karaltı belirdi. Sanırım büyücek bir yapı idi. Fakat iyi seçemedim: Han mı desem, hamam mı desem, kışla mı desem, mescit mi desem.

Hail Emmi, ümmi olmakla beraber, gayet zeki bir adam imiş. Bu “desem”lerin daha pek uzayacağını görünce  takati kalmamış: “Anladım oğlum anladım. Allah senin belanı verecek. Çünkü bu gidiş onu gösteriyor! Ama bugün mü desem, yarın mı desem, yoksa öbürgün mü desem… Orasını kestiremeyeceğim!” demiş.”

Kullandığı silahı, geçtiği yolu, karşısına çıkan devletleri tanımayan, hatta tanımak lüzumunu duymayan, Önüne çıkanı; sivil, mazlum, kadın, çoluk-çocuk, bebek demeden sırf Müslüman olduğu için ezip geçen, Ortadoğu’da planladığı gayeye doğru yürümekte bir tereddüt etmeyen kır serdarı (domuz çobanı) kafalı bir millet için akıbet hayırlı çıksaydı, yanlış bir iş olurdu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48