Gerçekleri görebilmek için ne tarihçi olmaya ne de siyasetin içerisinde yer almaya gerek var. Önemli olan biraz akılcı yaklaşımla olayları yorumlayabilmek. Birkaç kitap kurcalamışsanız da, bu yaklaşımı yakalamakta çok zorlanmazsınız diye düşünüyorum. Sahip olduğumuz aklın, sorgulama yeteneğinden; her alanda yararlanmamız gerektiğini vurguluyorum.

Konum olarak birçok güzelliği barındıran topraklara sahip olmak her ülkenin hayali. Elimizdekinin kıymetini bilip, savunabilmekte biz Türklerin yeteneği… Kendi içimizde ne kadar çatışma olursa olsun söz konusu topraklarımız olduğunda, tek yürek olmayı, ırkımızı unutup Türk milliyetçiliğimizi; kardeşliğimizi ön plana çıkarmayı başarabildiğimizi, tarihimizi okurken aldığımız her solukta kanıtlıyoruz. Çeşitlilikleriyle güzel olan ülkemin, birliğinden doğan kuvvetin ürkütücülüğü herkes tarafından da kabul ediliyor. Kim bilir belki de bu yüzden cesaret edilemiyor, yiğitçe karşı karşıya gelmeye… Ve bu yüzden içeriden kırılmamızı isteyenlerin sayısı gün geçtikçe daha da artıyor…

Ulu Önder Atatürk birçok savaşta yer almasına rağmen asla savaş yanlısı olmaması insani değerlere verdiği önemi gözler önüne seriyor. ‘Yurtta sulh cihanda sulh.’ sözüyle de bu tutumunu destekliyor. Sonuçta hangi nedene sahip olursa olsun savaşlar, insanlık onurunu, gururunu ayaklar altına alan bir eylemdir. Türk milleti ise Çanakkale Savaşı’nda kendi şehidine gösterdiği ilgiyi ve özeni, yabancı askerlere de gösterdiği için ayaklar altına alınan insanlık onurunu ayağa kaldıran bir millettir. Türk milletinin savaşçı ruhunun yanında merhameti, kardeşliği de gözler önündedir.

Döneme ait belgeler, yazılar, şiirler, türküler incelendiğinde imanın gücünü; milletimize, özgürlüğümüze olan düşkünlüğümüzü her cümleye yansıttığımızı hissederiz. Şanlı tarihimizin varlığından güç alarak galeyana gelip kavga etmenin, bölünmenin derdinde değil de; bize miras kalan bu güzelliklerin farkına varıp daha da güzelleştirmenin derdine düşmeliyiz. …

Ağaç bile köklerinden beslenirken bizim tarihimizi öğrenmeme çabamızın mantıklı bir açıklamasını henüz bulamadım. Tembelliğin verdiği rehavetin sonucunun büyük olacağının farkına varmalısın! Biz Türk gençleri öğrenmeyi yaşam felsefesi edinip, milletimizin çıkarlarını her şeyden önce tutmalıyız. Köksüz bir ağacın kuruyacağının farkına varmalıyız.

Çanakkale Zaferi’nin 103. yıl dönümünü kutladığımız bu hafta; gururumuzu, atalarımıza olan saygımızı ve sevgimizi tekrar tekrar söylemenin verdiği keyifle şu an Afrin’de bizler için savaşan askerlerimize selam vermeden yazımı bitirmeyeceğim. Kucak dolusu sevgi ve selam yollayarak üzerimizde haklarının sonsuz olduğunu da belirteyim. Ve aşağıda yer alan dizelerle satırlarımı bitirirken esenlikler içerisinde kalmanızı dilerim.

‘Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,

Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,

Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…

Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.

Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,

Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.’

Mehmet Akif Ersoy

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner41

banner38

banner48