MİT tırlarını dünyaya servis eden Enis Berberoğlu ile ilgili verilen cezayı protesto etmek için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü başlatıldı. Bu yürüyüşün Enis Berberoğlu’nun tutuklu olduğu Maltepe Cezaevi’ne kadar sürdürüleceği ifade ediliyor. Söz konusu yürüyüşün, Türkiye’nin yüzde 5 ekonomik büyümesinin açıklanmasından sonra gelmesi manidar. Avrupa medyası, Avrupa parlamentosu da olayı aşırı derecede sahiplendi. Gezi olaylarının benzeri bir olayla karşı karşıyayız. Kılıçdaroğlu adaletin kahramanı olmaya hazır. Sayın Kılıçdaroğlu; 15 Temmuz’da Atatürk Havaalanı tanklarla kuşatılmışken kimlerle anlaşarak hava alanından kaçarak saklandın? Darbeciler milli iradeye karşı kalkıştığında milletimizin üzerine bomba yağdırırken kayboldun. Daha sonra da Türkiye düşmanları ile ağız birliği ederek darbeyi kontrollü darbe diyerek sulandırma, darbecileri koruma yolunu tuttun. Şimdi de adaletin havarisi kesildin. Sayın Kılıçdaroğlu ve saz arkadaşlarına her zaman ve herkes için adalet anlayışını vurgulamak bir ihtiyaç oldu.

Her Cuma hutbesi sonunda okunan ayeti size hatırlatmak isterim; “Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara bakmayı emreder. Her türlü fenalıktan, kötü işlerden ve aşırılıktan da men eder. Tutasınız diye size öğüt veriyor.” Bu ayette Yaratıcımız adaletli olmayı emrediyor ve bu emri yerine getirmemizi istiyor. Peygamberimiz “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” ifadesi ile adaletin çiğnenmesine seyirci kalan kişi ile kötülüğün kaynağı olan şeytanı bir tutuyor. “Mühendislik hesaplarına uyulmadan yapılan bir bina nasıl yıkılırsa, adaletten mahrum bir devlet de öyle yıkılır.” “Harcı adalet olmayan bir toplumun binası çürüktür. Ufak bir sarsıntı ile yıkılır” ifadeleri de adaletin devlet ve toplum hayatındaki önemini vurguluyor. Her birimiz herkes için adaletin yılmaz savunucuları ve uygulayıcıları olmak zorundayız. Menfaati için haksızlığı yol edinmiş insanlara karşı “Durun kalabalıklar, bu sokak çıkmaz sokak” diyerek tek başımıza kalsak da adalet için uyarıda bulunabiliyor muyuz? Yoksa “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyerek sessiz mi kalıyoruz? Ailede, komşuluk ilişkilerinde, şehirde, sosyal hayatta, devlet-fert ve devletler arası ilişkilerde adalet belirleyici oluyor. Adaleti uygulayanlar, adil adaletten ayrılanları zalim olarak adlandırıyor. Ancak adalet cesaret istiyor. Çünkü adalette üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü geçerli olması cesur insanlara bağlı. Kuvvet sahibi olanlar karar ve uygulamaları ile adaletten ayrılabilirler ancak onları doğrultacak olanlar adaleti savunan cesur insanlardır. Adalete dayanmayan kuvvet zalim, kuvvete dayanmayan adalet aciz olacağından; adaleti savunanların da güçlü olması gerekir. Bazı kimseler adaleti örümcek ağına benzeterek güçlüler bu ağı delip geçer, zayıflar ise bu ağa takılır diyerek adaletin yalnızca zayıflar için geçerli olduğunu iddia etmişlerdir. Böyle bir anlayış toplum için tam bir felakettir. Adaletsiz bir toplum varlığını devam ettiremez. İnsanlık tarihi adaletten ayrılan toplumların nasıl yıkıldığını bize göstermektedir. Örneğin Büyük Roma İmparatorluğu’nda krallar kendileri zevk içinde yaşarken, halkı sınıflara bölerek haksız yönetim sergilemişlerdir. Buna karşı çıkanları arena denilen alanlarda aç aslanlara parçalatmışlardır. Ancak yenilmez denilen zalim Roma İmparatorluğu’nun 200 bin kişilik ordusu, adil Sultan Alparslan’ın 50 bin kişilik ordusu karşısında bozguna uğramıştır. Halk bu bozgunla Roma devletinin yıkılmasından memnun olmuş, Anadolu’nun fethinde hiçbir direniş göstermemiştir. Bu örnek de göstermektedir ki; devlet vatandaşlarına adaletli davranmazsa, vatandaşlar da devlet tehlikeye girdiğinde devletinin yanında yer almaz.

Adaletli toplum alanında en güzel örneği peygamberimiz (S.A.V) devlet başkanlığında vermiştir. Peygamberimiz (S.A.V) zamanında soylu kabul edilen Kureyş kabilesine mensup Fatma adlı bir kadının hırsızlıktan elinin kesilmesine karar verilir. Fakat daha önceki uygulamalara göre asil kabul edilen insanlara suç işlese bile bu tür ağır cezaların uygulanmaması bir gelenektir. Kadının ailesi suçlunun elinin kesilmemesi için devlet başkanı olan peygamberimize (S.A.V) ricacı olması için, onun çok sevdiği Usame b. Zeyd’i (R.A) araya koyarak affını istetir. Peygamberimiz (S.A.V) bu isteğe çok üzülür. Hemen ashabını toplayarak onlara şöyle seslenir: “Ey insanlar! Sizden evvel yaşamış toplumların neden yollarını şaşırıp saptıklarını biliyor musunuz? Asilzadeleri bir suç işlediği zaman affeder, zayıf ve kimsesizler suç işlediğinde ise onları cezalandırırlardı. Allah’a yemin ederim ki bu suçu kızım Fatıma dahi işlemiş olsaydı, onun da elini kestirirdim.” Bu adalet anlayışıdır ki 1400 yılından beri İslam’ı insanlığın adalet örneği yapmıştır. Peygamberimizin izinden giden Hz. Ömer ise adaletin sembolü haline gelmiştir. Hz. Ömer, “Fırat kenarında bir kurt kapsa koyunu/Gelir indi ilahi Ömer’den sorar onu” anlayışı içinde ülkesini yönetmiş, nice adalet örneklerini vermiştir.

Bu kapsamda FETÖ davasında salıverilen damatlar, kontrollü darbe ifadeleri, devlet millet bütünleşmesine; milletimizin, devletimizin adalet mekanizmasına güveninde büyük yaralar açıyor. 15 Temmuz milletimizin devleti ele geçirmek isteyen hainlere karşı vermiş olduğu direniş destanıdır. Hiçbir mahkeme, kararları ile bu direnişi gölgeleme hakkına sahip değildir. Başta şehit yakınları ve gaziler olmak üzere bütün milletimiz, 15 Temmuz darbe girişiminde yer alan hainlerin en kısa zamanda adalet ölçülerinde cezalandırılmasını beklemektedir. Geç kalan adaletin adalet olmadığı unutulmamalıdır. Devletler arası adaletsizliğin bir örneği Katar devletine uygulanmaktadır. Suudi Arabistan’ın başını çektiği birkaç ülke, ABD’nin emri ile Katar’a ambargo uygulayarak, onu da emir alır hale getirmek istemektedirler. Ancak Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde küresel güç odaklarının haksız uygulamaları karşısında Katar’ı yalnız bırakmamıştır, bırakmayacaktır.

 İslam dünyasına yakışmayan bu kavgalar ancak İslam adaleti ölçü alınarak son bulacaktır. Adalet her zaman hepimiz için gereklidir. Adaleti önce bireyler olarak kendimiz yaşantı haline getirmeli, daha sonra toplum ve toplumlar arası ilişkilerde adaletin bayraktarlığını yapmalıyız. Ne mutlu zulmün karanlığından, adaletin aydınlığına geçmek için adalet meşalesi taşıyan cesur insanlara… Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner39

banner38